Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
çok rahat okunan, güzel bir roman ama yazarın kafa karışıklığı tabii romana da sinmiş. cumhuriyetin ilk yıllarında yazılmış ve edebiyatımızın büyük hastalığı "taraf tutma"ya tutulmuş. öyle bir abdülhamit portresi çizilmiş ki evlerden ırak. trt'de çekilen padişah dizileri ne kadar gerçekçiyse buradaki abdülhamit de öyle. tam bir romantizm örneği, kötünün de kötüsü.
en sonda dilfeza'nın tiradı aslında çok ilginç, kadın-erkek ilişkisindeki ve saray ahlakındaki ikiyüzlülükleri öyle güzel ifşa ediyor ve hakkını savunuyor ki. normalde tanzimat romanlarındaki kötü kadını cezalandırmaya rastlamayışımız da artı puandı benim için.
onun dışında tabii bol bol ırkçılık... diyaloglardan çok yazarın fikri... harem ağaları (ki aslında duygusal bakımdan ele alınmıştı sergüzeşt'teki gibi) ve rumlar için söylenenler "iyi ki artık politik doğruculuk diye bir şey var" dedirtiyor :)













