Terken
25 Şubat 2026
Hepi topu 120 sayfacık bir kitap. Hikmet Bey, gördüğü derelerdeki su gibi parlak, tertemiz Türkçesi ile tabiat sevgisini bize öyle güzel aktarıyor ki, kayıtsız kalmak mümkün değil. Evet, tabiat sevgisi ama, Türkiye'nin tabiatına duyduğu sevgi bu. Kitabın bir yerinde soyuk ormanlarını anlatırken dayanamıyor zaten, coşkusunu paylaşıyor: "Sanki bir masal dünyası gibi. Ne güzel memleketimiz var!"
Orta Anadolu'yu kara kuru, çorak, sert, çirkin bulanların, insanını o toprağın insanı da öyle olur diye anlatanların tam tersine, steplerin güzelliğini yavşanlara bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayarak öğretiyor bize.
Kitabı okurken, Hacıkadın'ın şimdiki hâline üzülmeyi değil, Hikmet Bey'le yan yana yürüyüp, yaklaşan fırtınadan korunacak bir yer bulmayı, yoldan sapıp orman gölgesinde dolanmayı; sonra tepemizde mavi gökyüzü, etrafımızdaki binbir çeşit bitki ve ağacı, ayaklarımızın altındaki saklanmış florayı anlatışını dinleyerek masal gibi güzel dünyasında gezinmeyi seçtim.
Hikmet Birand'ın bu kitabını okuyup da Türkiye'yi, toprağını, çiçeğini, kuşunu, ağacını, böceğini sevmeyen kimse olamaz.











