Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
kafamı dağıtacak tatliş bir kitaba ihtiyacım var diye dolanırken tam isabet. nathaniel west’in iki uzun öyküden oluşan kitabı bu ihtiyaca bire birmiş. ve elbet tomris uyar çevirisi, offf o ne lezzet.
ilk öykü “gönül abla”, bildiğimiz gönül ablalığı yapan püriten bir genç adamın hezeyanlarını anlatıyor. her iki öykü de 1920’lerin sonunda geçiyor. yani hem ekonomik kriz var hem içki yasağı.
atmosferi bu iki yasak belirliyor zaten. gelen mektuplar içler acısı. mahvolmuş kadınlar, işsizler… bu işi gazetede başka bir bölüme geçebilmek için geçici olarak yaptığını sanan gönül abla dağılmış. aklı fikri bu mektuplarda.
uzun öyküde epey hıristiyanlık göndermesi var, katoliklik, protestanlık ve püritenlik ve bunların birbiriyle ilişkisini biraz bilmek gerekiyor.
nathaniel west tatlı tatlı ve komik komik anlatırken işleri iyice karıştırmakta usta. burada da gönül abla püritenliği bırakıp çapkınlığa başlayınca olanlar oluyor.
ben ikinci öykü “temizinden bir milyon”u çok daha fazla sevdim. 17 yaşında evi barkı elinden alındığı için new york’a çalışmaya giden lem pitkin’in içler acısı hikayesi öyle komik ve öyle gerçek ki.
ekonomik krizde yükselen milliyetçilik, ırkçılık, bunu misler gibi kullanan eski belediye başkanı bay whipple, len’in etinden sütünden faydalandıkları halde inatla bu safsatalara inanması. ha bir de polislerin iyi olduğuna :)
ve tabii bu milliyetçi zırvalara inanıp ortalığı kırıp dökenler… bir gece içinde asılan zenciler, tecavüze uğrayan katolikler, öldürülen kızılderililer. alın bu güruhu şimdilerde bim’lere saldıranlarla aynı yere koyun. aynısının tıpkısı ikisi de. olması gereken gri hücrelerin yerinde saman var mübarek.
ve bu arada fırsatlar ülkesi amerika’da zengin olanlar. bir genelev var ki çinli wu fong’un işlettiği insan okudukça vay be diyor, ne hizmet :)
sonuç olarak çok hoş, çok gerçek, insanlardan tiksinirken gülmenizi de sağlayacak öyküler bunlar. west tatlı bir dille yazmış arada ahmet mithat gibi lafa karışmış. yazık 37 yaşında trafik kazasında ölmüş yoksa adını çok duyardık.
tomris uyar ise türkçe söylemiş gibi bir şey.









