Terken
25 Şubat 2026
[Yazın okuyup kaydetmeyi unuttuğum bir kitap.]
“İnsan ders almasını bilmeyen bir mahlûktur” sözünü doğrulayan biri olarak yine bir “mektuplar kitabı”nı okuyup bitirdim. Gelgelelim bu sözün geçerliliği tartışılır.
İyi ki kötü tecrübeye ([b:Yalnız Seni Arıyorum: Nahit Hanım'a Mektuplar|20738435|Yalnız Seni Arıyorum Nahit Hanım'a Mektuplar|Orhan Veli Kanık|https://i.gr-assets.com/images/S/compressed.photo.goodreads.com/books/1447942854l/20738435._SX50_.jpg|40068697]) rağmen bu tarz kitaplardan tamamen uzaklaşmamışım.
Bu kitap (ve daha sonra okuduğum [b:Ziya'ya Mektuplar|20748491|Ziya'ya Mektuplar|Cahit Sıtkı Tarancı|https://i.gr-assets.com/images/S/compressed.photo.goodreads.com/books/1465930262l/20748491._SY75_.jpg|40079850]) gösterdi ki, mektup kitaplarını mektupların yazıldığı kişi veya kişiler hazırlamalı.
Leyla Erbil’in önsözde çizdiği çerçeve, kitabı acı çeken çaresiz, öfkeli, özlem dolu bir yazarın mektupları gibi basitçe tarif edilecek bir yerden alıp bambaşka bir yere koyuyor.













