Gizem Çetin
1 Nisan 2026
"Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, 'İşte o adam!' dedi." Yuhanna 19:5
İsmini, bu İncil ayetinden alan bu kitap, Karl Glogauer adında bir adamın, Hz. İsa dönemine gitmesiyle başlar. Karl, burada Essenliler adında bir tarikatla ve Hz. Yahya (Hıristiyanlık'taki adıyla Vaftizci Yahyâ) ile karşılaşır. Aramice bildiği için onlarla anlaşabilir.
Karl'ı kitabın başında tanımayız. Çocukluğundan bir psikiyatrist olana ve zaman makinesine girene kadar olan anılarını; zaman makinesiyle gittiği geçmiş çağda yaşadıklarıyla paralel olarak okuruz. Karl, Jung ekolüne bağlıdır. Bir agnostiktir ancak dinin insan ruhunun gizemini açıkladığını düşünür. Karl'ın Monica adında bir kız arkadaşı vardır. Monica ise Karl'ın aksine gerçek bir ateisttir, bilimin her şeyi açıkladığına ve din kavramına gerek kalmadığına inanır. Aralarındaki çatışma, onları birbirlerine çeker.
Karl'ın zaman makinesine girme sebebi de budur aslında. MS 29.'a, Filistin'e gitmek... Hristiyanlığın doğuşunu kendi gözleriyle görmek. Ancak, kutsal kitaplarda anlatılan masum Meryem'i, beşikte konuşan İsa'yı bulamaz. Hiç ummadığı durumlarla karşılaşır. Bunlar, onu kendinden büyük bir role bürünmeye zorlayacak, inandığı hikâyeyi kendi eliyle oluşturmaya teşvik edecek, seyirci olmak yerine başrol yapacaktır.
İnanç mı gerçekliği yaratır, yoksa gerçeklik mi inancı doğurur?
Psikolojik, felsefi ve tarihsel yanı güçlü bir kitap. Beni bu kitapta içine çeken, Karl'ın arayışını ve ruhsal açmazlarını işlemesi oldu.














