Elvan Ay
13 Mart 2026
Napolyon, Busekow, Schuhlin adlı üç uzun öykünün yer aldığı bu kitabı okumak için öncelikle günün en ideal okuma saatini seçin, köşenize çekilin ve odaklanın. Zira kafanız doluyken, bir köşede TV açıkken ya da yoğun çalışma temposundayken verim alabileceğinizi düşünmüyorum. Zor ama zor olduğu kadar da etkileyici.
Yüksel Pazarkaya’nın yazmış olduğu önsözden yardım almasaydım, beni zorlayan bir okuma olacaktı. Bazılarımız önsözleri okumadan geçiyoruz. Lakin ben, önsöz ya da giriş bölümlerinin büyük önem taşıdığı kanaatindeyim. Bu nedenle yorumuma önsözden bir alıntı ile giriş yapmak istiyorum.
“ Bir insan imparator Napolyon da olabilir, öykünün kahramanı aşçı Napolyon da. Aslında o da ünlü Fransız mutfağının imparatoru olur bilinmeyen, sonunda tekrar döneceği köyünden çıkarak. İmparator Napolyon’un yaşam eğrisi, bu öyküde hiç belli etmeden aşçı Napolyon’un yaşam öyküsünde yansır.
...
Busekow’da birey yurttaş olamayan silik kul kişiliği, karısıyla ilişkilerini de belirlerken, bir sokak fahişesinin aşkında içten sarsılıp bulduğu kişilik de, o kul kişiliğinin büyümesinden öteye gitmiyor.
...
Schuhlin öyküsünde aynı adı taşıyan müzisyenin kişiliğinde Sternheim, ün hırsının, başkalarına hükmetme hırsının odaklandığı bir karakteri bütün yönleriyle, boyutlarıyla anlatıyor.”
Bambaşka karakterlere sahip üç öykü kahramanı ve Sternheim betimlemelere ihtiyaç duymadan, her türlü süsten ve fazlalıktan arındırılmış haliyle öz ve keskin bir anlatım sunuyor. Amaç insanların ruhsal durumlarının, zaman içerisinde ve değişen toplum koşullarında ortaya çıkarılması.
.
Ekspresyonizmin edebiyattaki en iyi örneklerinden biri. Eğer iyi vakit geçirmek için kitap okuyanlardansanız bu kitap size hitap etmeyebilir. Aksi halde okuyun derim








