Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
şimdilik selçuk baran okumalarımın sonuna geldim. bundan sonra bir ara okursam romanlarından birini okumayı denerim sanırım.
“arjantin tangoları” 1992’de yayımlanmış, ben 1996’da kelepir’den almışım. o zamanlar kelepir’e düşmüş denirdi. satmayan kitaplar bir yerden sonra bu kitapçıya giderdi. şimdiki gibi web üzerinden indirimli kampanya filan yapamıyordu tabii yayınevleri stok eritmek için.
burada 1970’lerden öyküler de var, 80’lerden de. 70’lerdeki öykülerin pek çoğu “haziran” tadında. zaten bence selçuk baran “ilk kitap hezimeti” yaşamış. iyi ilk kitapların vardır böyle bir sonucu.
selçuk hanım bu kitaptan sonra yazmayı bıraktığını beyan etmiş. başarısınız görmüş kendini besbelli. kırılgan yapısı o kadar belli ki yazdıklarında. bence tüm öykülerin ortak noktası bu olabilir: kırılganlık.
bu kitapta gerçeküstü öykülere göz kırpmasından hoşlanmadım pek. 80’lerde biraz moda olan anlaması zor, kapalı, gerçek düş karışık sanrı öyküleri vardı. onlara benzer birkaç öykü var. bu arayışların hemen ardından 70’lerden ışıl ışıl bir küçük hayatlar öyküsü gelince mesela, insan onların kıymetini daha şok anlıyor.
bu kitap bence adını aldığı öyküyle anılmalı. “arjantin tangoları” belli ki çok otobiyografik bir öykü. o zaman oto kurmaca yoktu tabii ama biz bu öyküde ayhan baran kim, selçuk hanım nerede, kızı, annesi neyi temsil ediyor ve niçin içkiye sığınılmış zamanla… öyle iyi anlıyoruz ki.
kitaptan unutamayacağım öykü bu olacak sanırım.













