Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kanalımda Wolfgang Borchert 'in hayatını ve kitaplarını kronolojik okuma önerimle birlikte yorumladım:
https://youtu.be/yAaaSmtCYn0
"İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir." Albert Camus
Camus haklıydı. Beckmann 'ı da görmemişlerdi. Belki de sırf benim gibi 25 yaşında, miyop ve dalga geçilen bir gözlüğü olduğu için. Görmezden gelmişlerdi. Savaş toplumlarında herkesin kapısı kapalı kalmak zorundaydı. İnsan, Kapıların Dışında cevapsız kalıp intihar etmeden yaşamayı öğrenmeliydi. Savaş insanın üstüne sürülen bir görünmezlik kremiydi.
İnsanlar artık Allah'a değil ölüme ve öldürmeye inanıyordu o yıllarda. Kıble savaştı. Savaşın kahramanları da sıcak evlerinde rahat bir şekilde yaşamlarını sürdüren komutanlar. Putun ölüm olduğu yerde komutanlar savaş peygamberleriydi. Arkalarında bıraktıkları cesetler ise tarihte bir nicelikten fazlası olmayı başaramadı.
Sorumluluklar vardı. Ama yine de gülmeliydiniz. Çünkü atmosferiniz olan halk gülmenizi, keyifli olmanızı, yaşamdan keyif almanızı ve neşeli görünmenizi isterdi. Sevincin militaristleştiği yerde insanın içini yiyip bitiren kederler ve yadsınmış sorumluluklar ordusu antimilitarizm olarak belirlenmişti rütbece üstünler tarafından.
İntihar edip kolayca bu yaşam yükünden kurtulmak varken neyi bekliyordunuz?
Sahi, Virginia Woolf'un bir bildiği mi vardı?
Sylvia Plath'ın bir bildiği mi vardı?
Stefan Zweig'ın bir bildiği mi vardı?
"Yaşamak istemem artık aranızda" diyen Yavuz Çetin'in bir bildiği mi vardı?
Zebercet'in bir bildiği mi vardı?
Herkes intihar etmek için neyi beklerdi?
Hayat tamamıyla bir savaştı hem. Bu yaşam savaşında Kapıların Dışında , gerçeğin yadsındığı, soruların cevapsız kaldığı, kapıların insanın yüzüne teker teker vurulduğu, yaşamanın anlamsız hale geldiği o ince sınırdaki anlam arayışıydı. Fakat nafile. Cevapsız kalmak için yaşayan insanın cevap arayışı da bir fiyaskodan ibaretti. Yıkım edebiyatının varlığında inşa edilen mutlu hayatlar tamamen sahte bir silüetler ordusuydu.
Eh, Rimbaud da zaten dememiş miydi,
"Dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır." diye? Her şeye dayanılır, anam babam kardeşçiğim. Her şeye.













