Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
césar aire kitapları çok başkadır. acayip gerçekçiymiş gibi başlayan roman bir anda bambaşka bir yöne yelken açabilir, gerçeküstü karakterlerle karşılaşabilir, arada lafa karışan yazara sinir olabilir ama esprilerine gülmekten kendinizi alamazsınız.
hayaletler de yine böyle bir roman. arjantin’in başkenti buenos aires’te bitmek üzere olan bir inşaatta başlatan roman 31 aralık sabahı başlayıp saatler gece yarısını gösterdiğinde bitiyor.
önce uzun uzun apartmanı okuyor, zengin tiplere sinir oluyor ve konu şilili kapıcılara geldiğinde aradaki sınıfsal farka ve ırkçılığa şahitlik ediyoruz. ikinci fotoda altını çizdiğim cümlenin sokakta her gün suriyeli göçmenler için söylendiğini duyabilirsiniz mesela. insan maalesef her yerde aynı.
kalabalık bir sülaleye mensup şilili göçmen kapıcı ailemizi de uzun uzun anlatıyor yazar. bitmemiş apartmanda bir aşağı bir yukarı oynayan çocukları ve onların üvey ablası petra’yı tanıyoruz bu kez.
başka kimleri tanımalıyız? apartmanda ortalıkta anadan üryan gezinip duran hayaletleri. niçin ve nasıl oradalar, bilmiyoruz. şilili aile gayet farkında hayaletlerin.
yılbaşı akşamı için tatlı tatlı hazırlanan bu yoksul ailenin sıla hasretini öyle iyi anlıyoruz ki sonlara doğru…
sofrada birbirlerine anlattıkları hayalet hikayelerinden her şeyin gayet doğal olduğunu da çıkarabiliriz belki.
kendini yersiz yurtsuz hisseden ergenlik çağındaki petra’nın, kitabın son 30 sayfasında bekleyip durduğunuz hareketinin sebebini de anlamak mümkün.
aira kısacık romanlarına felsefe, mimari ve daha pek çok şey katabiliyor. araya girip duran yazarları çok sevmem ama aira bunu ustalıkla yapıyor.
bu kısacık romanda böylesi güçlü bir konuyu işlemiş. inşaattan başlayıp gurbete ve göçe uzanan roman tam da türkiye gibi aslında.
çeviride pek çok hata vardı ama yayınevinden ve cem bey’den söz aldım. ikinci baskıya düzelecek, o yüzden burada paylaşmaya gerek yok.












