5 Mart 2026
Bir öğrencimin elinde görünce “Evladım bunları okumayın, vaktinize yazık, çöp bunlar.” dememle öğrencimin “Hocam siz okudunuz mu hiç Ahmet Batman? Neden okumadığınız yazarla ilgili böyle konuşuyorsunuz?” demesi üzerine okudum, pişmanım.
Başlarda midem bulanmadan okuyabiliyordum ama sonra her cümle içimi ürpertti. Daha kötü olamaz merakıyla okudum, daha kötü olabiliyormuş. Abartmıyorum üzerine basılan kağıda, harcanan mürekkebe yazık.
Şu an klavye üzerinde bastığım her harf için harcadığım enerjiye yazık.
Bir yıldızı bırakın eksi yıldız vermeye bile değmez.
Sokağa çıkıp duvar yazılarını okusam çok daha faydalı bir iş yapmış olurdum.
Bim broşürünü okusam daha çok keyif alırdım. (Hatta Bim poşeti üzerindeki küçük yazıları okusam.)
Bulutların şekillerinden hayal kursam daha çok heyecanlanırdım.
Kitaplığımdan rastgele kitaplar seçip herhangi bir sayfasından birer kelime alsam ve yanyana koysam bu kitaptakinden daha anlamlı cümleler ortaya çıkar.
Karınca yuvası izlesem, kahve kupamın kağıtta bıraktığı ize baksam, yağmur damlalarının pencere camından aşağı süzülüşünü izlesem, 3,5 yaşındaki kızımın çizimlerini incelesem daha çok sanatsal zevk alırdım.
Ayakkabımın bağı çözülse bu kitaptaki dramatik sahnelerden daha çok üzülürdüm.
Sırf kapağına baksam ve aklımdan bir şeyler geçirsem bunlar kitaptaki olaylardan daha anlamlı olurdu.
İnşaat izlesem, bir at nalı yenileme videosu açsam, elimi mum üzerinde gezdirsem, ayak parmaklarıma baksam, çamaşır makinesi izlesem (çalışmasına gerek yok) daha çok keyif alırdım.
Bu kitap yeni aldığınız dondurmanızın bütün toplarının yere düşüp elinizde bomboş külahla kalakalmanızdan, en sevdiğiniz tişörtünüzün beş beden çekmesinden, bir bebeği severken üzerinize kusmasından (hatta bir yetişkinin üzerinize kusmasından), cep telefonunuzun ekranı üzerine düşmesinden, ikramiye vuran biletinizin paranızı almaya giderken kaybolmasından, sınavda kaydırma yapmanızdan, saçlarınızın aniden dökülmesinden, buzdolabındaki dondurma kabından yaprak sarması çıkmasıdan, duşun ortasında suyun birden buz kesmesinden, yerçekiminin olmamasından, güneşin doğmamasından bile daha kötü.
Bu kitaba harcayacağınız parayı mazgaldan atsanız, havaya savursanız, tinerciye verseniz, gemi yapsanız, duvardaki örümceği öldürmemek için külah yapıp içinde örümceği dışarı taşısanız, bir anlığına ısınmak için ya da mangalı tutuşturmak için yaksanız, bardak altlığı yapsanız, perde düşmesin diye kornişin ucuna taksanız, burnunuzu silseniz daha hayırlı bir iş yaparsınız.
Bu kitabı okumak yerine gidin tırnaklarınızı kesin, tavana dokunmaya çalışın, sivilcelerinizi sıkın, evinizin koridorunda bir tur atın, bir bardak su için, evdeki fayansları sayın, komşuların ziline basıp kaçın, tik-tok videosu izleyin (hatta bir tane siz çekin), kaldırımda çizgilere basmadan yürümeye çalışın, duvara bakın, televizyonda doğrudan satış kanalları izleyin, çoraplarınızı renklerine göre düzenleyin, ayakta bir dakika boyunca durun, nefesinizi tutun, dirseğinizi yalamaya çalışın daha iyi.