Merve Sarıoğlu
24 Şubat 2026
Kitap birçok kişi için tanıdık olsa da türün yani post apokaliptik distopyanın yabancıları için bir muamma olabilir. Kitaba önce isminden bahsederek başlamak lazım sanırım. Fahrenheit bizim kullandığımız ısı biri olan Celcius gibi bir ısı birimi. Bir çok ülke bizim gibi Celcius’u kullansa da Amerika ve İngiltere hala Fahrenheit’i kullanmakta. Fahrenheit 451 ise kağıdın yanma derecesi. Yani aslında kitabın ismi aslında yeterince bilgi veriyor kitap hakkında. Bu kitap yanan kağıtlar hakkında. Daha da açık olacaksak yanan, yakılan kitaplar hakkında.
Hükümetler düşmüş, yeni hükümetler kurulmuş. İnsanların kafalarını kullanımlarını, düşünmelerini, bir şeyler yaratmalarını engellemek için teknolojinin eğlence kolundan bolca faydalandırıldıkları, evlerinin duvarlarına yansıyan ve gerektiğinde onlarla konuşan dijital ekranlarla yaşadıkları, izlemedikleri zamanlarda da kulaklarına taktıkları istiridye kulaklıklarla bu kirliliği beyinlerine empoze etmeye devam ettikleri bir dünya var elimizde. Kitap okumak yasak… Okumayı bırakın, evinizde bulundurmak bile yasak. Bunun önüne geçebilmek için ise özel ekipler mevcut. Eskiden yangın söndürenler artık yangını bizzat çıkaranlara dönüşmüş: İtfaiyeciler… Evlerinde kitap bulundurulduğu tespit edilen kişilerin evlerine gidip önce kitapları, sonra da her ihtimale karşı evlerini yakmakla sorumlu kişiler… Ve o ekibin parlak çalışanlarından biri: Guy Montag… Fahrenheit 451 bir uyanış kitabı. Montag’ın yaşadığı mahallede tanıştığı bir kız sayesinde bir anda içinde yaşadığı dünyanın gerçeklerine uyanması ve sıyrılmak, bu dünyadan kurtulmak ve bunu yaparken de bu dünyayı dibe çekebilmek için yaptıklarının hikayesi. Anlaşılacağı üzere Fahrenheit 451 çok özel bir kitap. Kitaplar hakkındaki kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir. Kağıt Ev’i bu yüzden çok severim mesela. Aynı zamanda post apokaliptik distopya en sevdiğim türlerden biridir. Bu da Fahrenheit 451’i benim için özel kitaplar kategorisine sokuyor.














