Merve Sarıoğlu
24 Şubat 2026
Shakespeare’in nadide görünümlü eserlerinden birini okumuş olsak da açıkçası ben okurken Othello’nun etkisinden çıkamadan bir metin daha yazıvermiş gibi hissettim. Othello’nun başkalarının dolduruşuna gelip karısına kıyması gibi Leontes de kendi dolduruşuna gelip karısına, kraliçesine kıyıyor. Othello’dan farklı olarak Kış Masalı’nda Leontes işin gerçek yüzünü anlamak için kitabın sonuna kadar beklemiyor elbette. Kitabın ilk yarısında tüm gerçekler ortaya dökülüyor ve geriye vicdan azabı ve bol bol pişmanlık kalıyor. Kitabın ikinci yarısı ise ilk yarısı ile bağlantılı ikinci bir hikayeyi, Leontes’in kayıp kızının hikayesini konu ediyor. İki kısmı bağlayan ise Zaman oluyor ki bu bağlama kısmı bayağı hoşuma gitti. O dönem için zamanda atlama ve bunu Zaman karakteri üzerinden yapmak pek de alışılmışın dışında olsa gerek. İkinci kısım ilk kısmın tragedyasından daha uzak, komedi unsurları içeren bir bölümdü. Güzel bir karma yaratılmış ve ortaya Kış Masalı gibi bir romans çıkmış. Kitap sevdiğim Shakespeare’ler arasında yerini alsa da hala en sevdiklerim Machbeth, Fırtına ve Bir Yaz Gecesi Rüyası...















