evren erarslan
24 Şubat 2026
Orhan Pamuk kitaplarının arka arkaya okunmaması gerektiğini düşünenlerdenim. Bunun nedeni konuların ilgi çekici olmasına rağmen, bazen betimlemelerin gerçekten kitabı bıraktıracak noktaya gelmesi. Ancak kimi zaman da yer tasvirleri o kadar güzel yapıyor ki, biraz daha okumak için can atıyorsunuz.
Bu kitapta da ilk kısımda can attığınız kısım ile benzerlik taşıyor. Taşra hikayeleri, güzel bir anlatımla bezeniyor. Sonra ise kişisel olarak beğenmediğim tek nokta olan Oidipus ve Suhrab hikayelerine geçiş yapılıyor. Bu hikayeler arada belirtilip geçilebilirdi, tamamen hikayenin temeli olmasına gerek yoktu diye düşünüyorum. Üstelik birkaç yerde o kadar zorlama yapılmış ki bu hikayelerin yedirilmesi durumunda, açıklama gereği olmasaydı bile daha şık dururdu görüşünü aklıma getirtti. "Ben yazdım oldu" havasından çıkması gerekiyor Orhan Pamuk'un. Yoksa kendini tekrar edecek ve bir entel konu üzerine, taşra havasıyla yazılmış romanlarıyla Nobel'in ekmeğini yemeğe devam edecektir. Ancak ben bunu kesinlikle beklemiyor ve böyle bir kurgu ustasının çok ilginç kitaplar daha çıkaracağını düşünüyorum. Final ise kesinlikle güzeldi. Spoiler nedeniyle söyleyemeyeceğim ancak kitabı okumadan önce merak ettiğim bir durumu, finalde açıklayarak mutlu etti. Bunun için bile bir puan daha üstünü hak ediyor kitap.












