Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
aylardır elimde melih cevdet anday’ın “akan zaman duran zaman”ı. derste serbest mi bıraktım öğrencileri, hop çıkarıp bir yazı okudum. bahçede mi oturuyorum, hop çıkarıp bi yazı okudum.
70 yaşlarındaki bir zihin işçisinin yazıları bunlar. garip şairi melih cevdet’ten arkadaşları, en yakınları, çok yakın olmadıkları, bazen küstükleri, bazen uzaklaştıklarına dair anılardan tutun da garip şairinden roman ve tiyatro yazarlığına uzanan yolu aktardığı denemelere, her biri hayranlıkla okunacak metinler olarak bakakaldım.
70 yaşında hâlâ kemalist devrimi düşünen, 80’lerde memleketin geldiği yerde “neyi yapamadık” diye hayıflanan, her şeye sorgulayan bakışıyla yaklaşabilen, zamanının sakıncalı çalışanı, sürgünü, işten atılanı melih cevdet cumhuriyet tarihini anlatıyor aslında.
bir arada bulunduğu, arkadaşlık yaptığı isimleri okuyunca ağzınız sulanıyor bu nasıl ortam diye ama bir de hiç değişmeyen şeyler var: fakirlik, sansür, devlet baskısı, ahlak baskısı, işsizlik…
devlet aklı lafını çok ediyorum bu ara ama bir memlekette hiç mü bir şey değişmez temel olarak, nasıl tekrardan anlıyoruz bu yazıları okudukça.
tek tek giden arkadaşlar, yalnızlıklar… öyle düz, öyle ajitesyondan uzak anlatıyor ki melih cevdet, büyüklüğü tekrar anlıyor insan.
bir düşün adamı nasıl olunur? her şeyiyle… gözlerimizin önünde. var olsun.













