Yaprak
2 Nisan 2026
Eric-Emmanuel Schmitt'in kısa novellaları aslında Görünmeyen Döngü isimli bir seriyi oluşturuyor(muş). Bu kitaplar birbiriyle direkt bağlantılı olmasa da her novellanın başkahramanı benzer ruhsal deneyimlerden geçiyor. Seride Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri İslamiyeti, Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu Konfüçyüslüğü simgeliyormuş örneğin. Bu serinin bir diğer kitabı olan Milerepa ise Tibet Budizmini simgeliyor. Milerapa bence tüm Schmitt novellaları içinde okuması en zor eser :) Anlatımı dağınık, konuyu ilgi çekicilikten uzak bulduğumu itiraf etmeliyim.
Simon isimli bir karakter sürekli aynı rüyayı görür. İçinde anlam veremediği bir öfke vardır. Bir gün bir kadın ona Svastika isimli bir adamın reenkarnasyonu olduğunu, bu öfkenin aslında kendisinin değil Svastika'nın yeğeni Milarepa'ya duyduğu öfke olduğunu fısıldar. Biz de Simon ile birlikte yer yer geçmişe, Milarepa'nın Budizm yolunda çektiği acılara, Svastika'yla birlikte birbirlerine yaşattıklarına bakarız. Kitap kısacık, bir kahve içerken bitirilebilecek bir metin. Fakat dağınık anlatımı onu kolay okunabilir olmaktan uzaklaştırıyor bence. Schmitt'in çok fazla seveni olduğunu biliyorum. Bu kitabını diğerlerinden daha farklı olduğunu bilerek okumanın okuma deneyimi açısından kolaylaştırıcı olacağını düşünüyorum naçizane :)













