Ümit Mutlu
5 Mart 2026
Önce şunu demek lazım geliyor: Kitapta Amat‘ta olduğu gibi yoğun bir sembolizm var, gayet açıkça yerleştirilmiş. İsminden cismine kadar. Hatta ismiyle başlayalım, çok bariz şekilde, tanrının dinlendiği ‘yedinci gün’den bahsediyor, zaten son cümlede kendi de belirtiyor. İhsan Sait "tanrı"yı, Âlî İhsan "İsa"yı, geri kalan herkes de insanoğlunu canlandırıyor. Teslis inancı üstüne kurmuş, kurduğu evren de başarılı aslında, tutarlı. (Yalnız, İhsan Sait’in bir ara Zulkarneyn‘e dönüşmesi enteresan. iyiliği arayarak buluyor, "yarı-ilah"lığını törpülüyor. Ha bir de zaten, anlamadığım da birçok gönderme var dini kaynaklara dair. Ben ancak bunları çıkarabildim.)
Ayrıca neredeyse her sayfada ağır ironi ve eleştiri var, hemen her kuruma yönelik. Ve ayrıca sanırım en eğlenceli İhsan Oktay Anar kitabı da olabilir bu, zira çok yerinde çok güldüm. (Mesela sayesinde "zarta babilof" diye bir tanımlama öğrendim ki, evlere şenlik.)
Romanın en hoşuma giden kısmı ise, tabi ki, bilimkurgu yanı. Hep aklıma H.G. Wells ve onun "The Time Machine"i geldi okurken. Hemen hemen benzer çağlarda geçen, iki zaman yolculuğu temalı (her ne kadar Yedinci Gün tam olarak onu anlatmasa da) roman. İkisinde de bir steampunk atmosferi, güzel çağlar. Bayağı sevdim bu yönü.
Hoşuma gitmeyen şey ise, vermek istediği mesajı tam olarak anlatamayışı oldu. O son on sayfaya sıkıştırılmış, yani gerçekten sıkıştırılmış kısım gayet yetersiz geldi bana. Sanki İhsan Abi kitabın hepsini yazmış da, son kısmı için 1 aylık zamanı kalmış gibi hissettirdi. Daha geniş tutulup, çözüm noktası daha dramatik geliştirilebilirdi.
Ama bu diğer tutumları pek değiştirmiyor gözümde. Pek çok kısmı bayağı güzel. Hele de iki bölüm var ki, çok ama çok sevdim. Birincisi, Doğu cephesinde yaşananların anlatıldığı bölüm. İkincisi de, ki bu çok daha da güzeldi, kitabın 3. bölümünün girişindeki yaklaşık 10 sayfalık "kısa dünya tarihi" tadındaki kısım. Gerçekten harika yazmış bunları.
http://dandikadam.com/2012/11/19/hulasa-yedinci-gun/










