25 Şubat 2026
YouTube kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU
SHAKESPEARE'DEN BERFİN ÖZEK'E
Kadınlar... Birazdan yazacağım şeyler hiç hoşunuza gitmeyecek. Zira Shakespeare okumaları için 2. durağım olan Hırçın Kız kitabını okumam sırasında öğrendiklerim maalesef benim de hiç hoşuma gitmedi.
Biraz kitap dışı bir konudan bahsedeyim öncelikle. İtalyanca virtu sözcüğü, Latince virtus 'tan ve virtus da erkek anlamındaki " vir "den geliyor. Peki virtu ne demek? Virtu, erdem demek. Bu kelime, İtalyan erkekler tarafından erdemin sadece erkeklere özgülüğünü göstermek için icat edilmiş, öyle de kalmış. Bırakın dönemi, kelimelerin bile ataerkilleştirildiği bir dönemden bahsedeceğim size, toplanın...
Shakespeare'in bu kitabının orijinal adı "The Taming of the Shrew" yani tıpatıp çeviri yapacak olursak "Cadalozu Evcilleştirmek" manasına geliyor. "Tame" kelimesi aslında hayvanları evcilleştirmek için kullanılan bir kelime ve kadınlar arasından erkeklerin isteklerine itaat etmeyenleri de "shrew" kelimesiyle cadaloz ve cadı kadın diyerek etiketlemişler. Bu konu bana nereden tanıdık geldi diye araştırdığımda ise Prag'da gezdiğim bir İşkence Müzesi'nde gördüğüm alet aklıma geldi. Onun adı: "Scold's bridle"
Erkeklere itaat etmeyen kadınlara özel olarak tasarlanmış bu alet, kadınların konuşmasını ve bağırmasını engellemek için kafalarına yerleştirilen metal bir aletmiş. Kökeni 16. yy'ın ortalarından sonraki İskoçya ve İngiltere'ye dayanıyormuş. Zaten Shakespeare de bu kitabı 16. yy sonlarında yazdığına ve İtalya'daki komedya kültüründen etkilendiğine göre kitabında hırçın kadın evcilleştirilmesi - dominant ve maço erkek olumlaması kullanması aslında normal bir durum gibi görülmesi gerek.
İşin ilginç tarafı, daha bugün okuduğum bir haberde asitli saldırıya maruz kalan Berfin Özek 'in sevgilisini affettiğini, sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini okudum. İşte, Shakespeare'in bu kitabındaki Katherine karakterinin başlarda çok hırçın olup da sonradan erkek hakimiyetini bir tehditle, bir eril hegemonyayla kabullenip onun himayesi altına girmeyi istemesi de bu yüzden çok tanıdık geliyor. Hatta bakınız, Ekşi Sözlük'te bu konunun başlığı bile vardır: https://eksisozluk.com/hatunlarin-efendi-adam-yerine-pic-tercihi--1087525
Kadınlar, biliyorum, tarih boyunca pek çok acı deneyimlediniz. Zamanı geldi Hypatia oldunuz ve sorguluyor olmanız birilerine battı, öldürüldünüz. Biliyorum, Farkhunda oldunuz ve üzerinize aslında hiç dememiş olduğunuz bir konuda iftira atıldı, öldürüldünüz. Biliyorum, Anne Frank oldunuz ve hiçbir suç işlemediğiniz halde toplama kamplarının içerisine atıldınız, binlerce acıyla yıkandınız...
O yüzden Virginia Woolf'un dediği gibi,
Ey kadınlar, sizin de kendinize ait bir odanız ve paranız olsun, siz de yazın ve erilliğin önünüze geçmesine izin vermeyin!
O yüzden Didem Madak'ın yaptığı gibi,
Ey kadınlar, eril hakimiyetinde dönen bu dünyada edebiyata da, ev düzenine de, toplum yaşamına da kadınlığınızla dokunun!
"Bu dünyaya, yemeğin pişmesini, bebeğin doğmasını, çamaşırların kurumasını beklerken, çamaşırların kuruduğunu, yemeğin piştiğini ve bebeğin doğduğunu yazan bir kadının gelmesini diliyorum." Pulbiber Mahallesi , (s. 54)
Erilliğin karşısında dişilliğinizle yükselin!
Benim bunları dememe ihtiyacınız olmadan ve yine Woolf'un dediği gibi kadınlık olgusunun korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan kurtulduğu zaman kadınlık olduğunu söylemesiyle birlikte özgürlüğünüze kavuşun!
Siz, tomaların önünde duran siyahlı ve kırmızılı kadınlar oldunuz.
Siz, Sukeyne bint Hüseyin olup kocanıza itaat etmediniz.
Siz, Nilgün Marmara, Didem Madak, Birhan Keskin olurken aklınızda Wollstonecraft işletim sistemiyle yaşadınız.
Erkekler olarak kadınları değil, öncelikle kendimizi evcilleştirmeliyiz.