Ümit Mutlu
5 Mart 2026
Tutup burada LotR övecek değilim. Ben daha çok, okumak için bu kadar beklettiğime hayıflanıyorum. Ama benim açımdan çok da anormal değil bu durum, zira fantastik edebiyatla aram hiçbir zaman çok iyi olmadı.
Neyse. Açıkçası önyargılarımın boşa çıktığını gördüğüme sevindim. Her şeyiyle harika. Her ne kadar bazı kısımlarında biraz sıkılsam da -ki bunlar hakikaten azdır- elimden bırakamadığımı da belirtmeliyim.
Tolkien, sık sık 'alegori falan yapmadım, düz yazdım öyle' demiş. Haklıdır, yazarın kendisi öyle diyorsa doğrudur. Ama belki de, tüm romanın, başlı başına bir alegori olmadığını söylemiştir aslında; zira kısmi göndermeleri görmezden gelmek de zor. Mesela 'Galadriel'in Aynası' bölümünde Sam, yani Shire'ın yani sanayi devrimi öncesi tarım İngilteresi'nin en hakiki ferdi Sam, şunları görüyor -kuvvetle muhtemel uzak bir geleceğe dair- aynaya bakarak:
"Fakat o sırada, artık Eski Değirmen'in de yok olmuş olduğunu fark etti; değirmenin yerine kocaman kırmızı kiremitli bir bina dikilmişti. Bir kalabalık, harıl harıl çalışmaktaydı. Az ileride uzun, kırmızı bir baca vardı. Ayna'nın yüzeyine siyah dumanlar yayılıyor gibiydi."
Çok bariz bir sanayi devri tasviri, değil mi? Büyük fabrikalar, dev bacalar, dumanlar... Sam'in Shire'ına dair duyduğu korkuyu Tolkien, belki serzenişle dile getiriyor. Belki o fabrikalar II. Dünya Savaşı'nda kullanılan silahları üretiyorlar zira, belki de uçakları, tankları.
Neyse. Daha bir sürü şeyi gözden kaçırmış olduğuma eminim, ama önsözde de bahsettiği gibi, bu haliyle, yani kaçış edebiyatı olarak bile, yeterince harika.













