Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
nahid sırrı müthiş bir yazar, değeri bilinmemiş bir yazar. nedense gözden kaçırmış olduğum ve ancak okuduğum bu romanla bu yine ispatlandı.
abdülhamit devrinin düşmüş paşalarının, yeni kurulmuş cumhuriyetin memur sınıfının, bozkırda var edilmeye çalışılmış ankara'nın bu kadar temiz anlatıldığı bir roman az bulunur. gerçi okurken sık sık aklıma yakup kadri'nin "ankara"sı geldi ama bu ondan katbekat üstün.
nahid sırrı'nın yarattığı kadın karakterlerdeki kin, hırs, kıskançlık hepimizin malumu ama bunu yaparken dahi öyle güçlü kadınlar yaratıyor ki hep kayırdığı erkekler aslında birer böcek sıfatına bürünüyor.
bu romanda da seza, lili, şayan, mahmure, perihan, rezzan hepsi ama hepsi konsomatris de olsalar, mama da, fahişe de olsalar güçlü, ayakları yere basan, ne istediğini bilen, her şekilde varolabilen kadınlar.
nahid sırrı'nın bilemediği şey, kdın dayanışması, bütün kadınlar erkeklere anaç bir sevgi beslerken birbirlerinin ayağını kaydırma peşindeler. eh örik'in bu huyunu biliyoruz ama yine de seviyoruz.
çünkü tam kerşısında yarattığı erkekler, kayırmaya hep elverişli, salaklıklarına kusur bulmaya meyilli de bulsa, sümsük erkekler. bu romandaki cezmi'ye daha başlarda küfretmeye başlıyoruz, sona kadar da o istikrarı kaybetmiyoruz maşallah.
uyanıp işe gitmeye bile üşenen, kadınlar tarafından işler bulunan, tembel, sümsük cezmi hayatına girip çıkan her kadından sonra bir sonrakiyle istikbal planları yapıyor ve muvaffak olamıyor. çünkü paşa mahdumu olarak geldiği bu hayatta bahtının rüzgârına kapılmış gidiyor. uçkuru uğruna kaybettiklerini de kazanmak için kolunu kıpırdatacak mecali yok.
35'lik erkekleri de 45'lik kadınları da yerin dibine sokuyor nahid sırrı. ageism, body shaming... yok yok romanda. 40'a geldiyseniz ölün gitsin yani :)
aylaklar'dan sonra okuyunca hele bu romanı, resmen yeni türkiye profili diyebiliriz. osmanlı'nın sudan çıkmış balığa dönmüş son kuşağı müthiş aktarılmış. ve ankara anlatımı (ben hiç ankara bilmem), herkesin ordan kaçmaya çalışması, o kadınsızlık, o iç anadolu erkek dünyası, memurin hayatı öyle bir betimlenmiş ki tadına doyum olmuyor.













