Burak Uzun
1 Şubat 2026
Romantik ve Melankolik Bahar Karları'ndan sonra böyle kanlı ve ideolojik bir devam romanı beklemiyordum. İlk romandaki esas oğlanımız Kiyoaki'nin arkadaşı, artık orta yaşlı bir hukukçu olan Honda'nın hikayesinde sıra.
Arkadaşı Kiyoaki'nin reenkarnasyonla, eski uşağının oğlu Isao olarak döndüğüne inanıyor Honda. Isao; disiplinli, ahlakçı, İmparatora bağlı, modern Japonya'dan nefret eden bir genç.
Kaçak Atlar, Mişima’nın ahlâk ile şiddeti aynı cümlelerde yan yana getirdiği, okuru rahat bırakmayan bir roman. Isao'nun sahip olduğu sadece bir ideoloji değil, modern Japonya'ya karşı duyulan eski bir öfkenin yansıması.
Roman, imparator adına konuşan gençliğin nasıl kolayca ölüme ikna edilebildiğini, merhametsiz bir berraklıkla gösteriyor. Hukukun, aklın ve sağduyunun temsilcisi Honda ise bu berraklığın karşısında sürekli geciken, sürekli yetişemeyen biri.
Mişima burada isyanı romantikleştirmiyor; onu soğuk, keskin ve geri dönüşsüz bir eylem olarak kuruyor.
Kaçak Atlar, ideallerin hızlandıkça insanı nasıl uçuruma sürüklediğini anlatan, sert, tehlikeli ve nefis bir roman.












