Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
çoook uzun yıllar evvel okuduğum bu kitabı bu kez doya doya, capote’nin ustalığının farkına vara vara okudum.
“çimen türküsü” bir çocukluk ağıdı diyebiliriz. güzel başlamayan, anne baba ölümüyle erkenden darbe yenmiş ama sonra uzak iki kuzinin yanında masal gibi geçen bir çocukluk. 60’larındaki kuzenler dolly ve verena gece ve gündüz kadar farklı, verena katı, hesap kitap işleriyle uğraşan evin erkeği rolündeyken (lezbiyen olduğu da sezdiriliyor), dolly anaç, sevgi dolu. anlatıcımız colin tabii ki dolly’e ve dolly’nin çocukluk arkadaşı catherine’e yakın.
catherine novellanın en komik karakterlerinden biri, kendisini kızılderili olduğuna inandırmış bir zenci. dolly ve verena’yla birlikte büyümüş, dişleri döküldüğü halde dişçiye gitmeyen, yanağına doldurduğu pamuklar olmadan söylediği tek bir kelime anlaşılmayan, inatçı mı inatçı bir dost.
colin’in 16 yaşına geldiği sonbahar olanlar oluyor ve iki kızkardeş kavga ediyor. bizim üçlü evi terk edip kocaman bir ağaç evde yaşamaya karar veriyor. onlarla birlikte kasabanın “tutunamayan”ı sayılan birkaç kişi daha… böylece roman aslında uyumlu olanla olmayanın neye göre ayrıldığını sorguladığımız bir hal alıyor.
truman capote’nin çocukluk anılarına, hatta harper lee’yle geçirdiği alabama yıllarına dayanan bu novelladaki kuzenler, özellikle de kocakarı ilacı yapıp satan dolly gerçek sayılır. yine burada anlatılan gibi kocaman, merdivenli filan bir ağ ev de var capote’nin çocukluğunda. ama elbette bu gerçeklik bir yere kadar.
ağaç evde duygusal yakınlık kurdukları hakim, asi çocuk riley, hatta kasabaya gelen ida abla ve harika oğlu ve babalarının kim olduğunu bilmediği daha pek çok çocuğu, colin’e insanın hiçbir zaman ak ya da kara olarak nitelendirilemeyeceğini öğretiyor aslında. ağaç evdeki günler bir krizle son buluyor ve hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
sona doğru roman ağaç evdeki parıltısını kaybetse ve bitsin diye ilerlemiş hissi verse de truman capote en son bölümdeki duygusal ayrılıkla yine yazarlığını konuşturuyor bence. zamanın colin için spiral değil de üstünden atlamak gereken iç içe geçmiş bağlantısız çemberlerden oluştuğu düşüncesi büyüyen bir çocuğu anlatırken kurulmuş en güzel cümlelerden biri sanırım.
kasabanın arka planında elbette güney eyaleti ırkçılığı, adaletsizlik, parayı verenin düdüğü çalması gibi konular var ama capote bunlarla değil hayatla ve hayal kırıklıklıkları, pişmanlıklarla ilgili.
bu kadar kısa ve bu kadar güzel… capote mucizesi. filiz ofluoğlu’nun şiirsel çevirisiyle.













