Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kanalımda uzak durulması gereken ve başkası adına utanabileceğiniz kitaplardan bahsettim: https://youtu.be/cZco9tl4rBs
Eklektik yok oluşların grotesk tinsellikleri
Ait olamayış pastoralitesinde Bergman proporsiyonu
Transandantal bir ayrıksılaşmanın bayram çikolatası
Deniz fenerleri ne kadar da Fenerbahçe
Oğuz Aktürk
Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi yukarıda asla hiçbir anlamı olmayan ve tamamen kendi yazdığım bir şiirle birlikte artık ben de şair olup edebiyat ortamlarına atılmaya ya da İsveçli bir black metal grubu kurmaya hazırım. Çünkü bu çağda "Deneysellik be kardeşim. Dadaizm falan işte anlıyor musun moruk? Yeraltı, aykırılık... falan..." gibisinden bir düşünceyle anlaşılmazlığı ve kavramsal rastgeleliği yansıtan şiirler yazıyorsanız başarılı olmamanıza da imkan yok bence.
Binlerce kişi tarafından okunmuş ve 260 kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan deneyselliklerinizi, kavramsal rastgeleliklerinizi ve Google Translate'i eksik etmezseniz ve sonuna kadar da okuma sabrını gösterirseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağının sözünü veriyorum.
Öncelikle kitabın arka kapağında yazan yazıyla başlayalım:
"Gidiyorum Bu, en görmüş geçirmiş okuru bile hayretlere gark edecek nitelikte bir kült kitap."
Bu cümleyi gördüğüm anda verdiğim ilk tepki Çocuklar Duymasın dizisindeki Haluk'un dediği "BABABABABA" şeklinde oldu. Yani düşünsenize benim tanıdığım en görmüş geçirmiş okurlardan olan fakat maalesef 2016'da aramızdan ayrılan Umberto Eco, mesela İtalya'daki evinde bir gün Gidiyorum Bu şiir kitabını okur ve birden o İtalyan evinde hayretler gark olur, dünya birkaç dakikalığına güzelleşir, Eco Gülün Adı ve Ortaçağ tarihi kitaplarını yırtıp şair olmaya karar verir falan... Neyse, biz deneysel rastgeleliklerimize devam edelim.
Onur Ünlü'nün bu kitabı önce İngilizce yazıp sonra Google Translate ile birlikte Türkçeye çevirdiğini düşünüyorum. Hatta bu tezimi de kitabının içinden şu şiirle desteklemek istiyorum:
https://i.ibb.co/QnC3LgH/ne-anlad-n-z.jpg
Anlıyor musun dostum? Demode lakırdılar bunlar yeaaa, irrasyonalizm, antikapitalizm ve anlaşılmayan dizelerin harikaymış, yazan kişinin de çok zekiymiş gibi düşünülmesi bunlar moruk. Eğer yukarıdaki şiiri okuduktan sonra aklında herhangi bir düşünce kırıntısı oluşan bir arkadaşımız varsa incelemenin yorumlar sekmesinde sizin de kendi ayrıksı eprimişliklerinizi bekliyor olacağım.
İnternet edebiyatçısı olup anlaşılmamazlığı yüceltmeye çalıştığını düşündüğüm Onur Ünlü, belki de koronavirüs sürecinde kapalı olmak zorunda kalan kafelerin ve çayevlerinin kurtarıcısı olabilir. Yani şöyle düşünelim, eskiden Hamdi Alkan Gazman tiplemesiyle suçluları nasıl tokatlamışsa bence Onur Ünlü de koronavirüsün Gazman'ı olabilir. Bunları İncil Çalınmaları ve Türkiye şiirinin sonunda bulunan kısımdan dolayı diyorum. Belki de Onur Ünlü'nün "Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün. Haydi iç de çay koyayım." ya da aşağıdaki cümlesini okuyan çayevi sahipleri devrimci ruhlarını da yanlarına alıp sıcağa dayanamadığı yönünde söylentiler olan koronavirüsün üzerine sıcak çaylar atarak onun yok olmasına yardımcı olabilirler:
https://i.ibb.co/Ks2pHRZ/koronadan-sonra.jpg
Bir de Çarmıha Geriliş'ten Ayrıntı şiirinden bir örnek vererek incelememi yavaş yavaş sonlandıracağım:
"Kızlar bana yaklaşmakda zorluk çekiyorlar. Köfteci de öyle. O da bana yaklaşmakda zorluk çekiyor."
Eskiden okullarda okurken "f, s, t, k, ç, ş, h, p” ünsüzlerine "d" ile başlayan bir ek getirildiğinde "d"nin "t"ye dönüştüğünü hatırlıyorsunuzdur. Ama yooook. Bilinçli olarak imla hatası yapmalıyız ki deneysel rastgeleliğimiz ve transandantal şairsi yok oluşlarımız daha çok ön plana çıkabilsin. Hatta Fıstıkçı Şahap da bu şiirleri yazarken bana evinden fıstık getirsin ki, tanzim kuyruklarında fıstık alıp fıstıklı köfte yapmak için boşuna sıra beklemeyeyim. Gördüğünüz gibi benim de yazdığım şeyler yavaş yavaş Onur Ünlüleşi... pardon Ah Muhsin Ünlü







