Buse halaç
25 Mart 2026
Ben Yedi Yayınları tarafından basılan ve Hüseyin Buğra Çelik tarafından çevrilen baskısını okudum kitabın. Öncelikle çevirinin metnin akıcılığını hiç engellemediğini söyleyebilirim. Ben oldukça başarılı buldum.
Bir film izler gibi ya da polisiye/dedektiflik dizisi izler gibi okudum hikâyeyi. Her defasında bir başkasının gözünden en başından okumak yerine, herkesin hikâyeye başka bir şey katması da çok keyifliydi. Beni biraz gündemden uzaklaştırdı. Aytaşı'nın peşinde çok uzaklara gittim. Doğaüstü şeylere de, olabildiğince apaçık şeylere de inandım yer yer.
Benim için kitabın tek sıkıntısı, içerisinde onca farklı karakter varken, bunlara dair detaylar da bu kadar farklıyken, hikâye sırası kendilerine geçtiğinde benzer şekilde konuşmaları. Lafı benzer şekilde kesmeleri ya da uzatmaları ya da dağıtmaları. Orada belirgin hiçbir fark yoktu. Halbuki olması gerekiyordu. Bazılarının sadece işin özüne atlaması, bazısının daha kısa kesilmesi, bazısının kendisinden daha çok bahsetmesi. Dolayısıyla bazen karakterlerden daha çok yazarın varlığını baskın bir biçimde hissettim o kısımlarda. Bu da hikâyenin sürükleyiciliğini azalttı tabii.
Ama yine de, yazıldığı yıl da düşünülünce, hem anlatım biçimi olarak hem de gerçeğin bir nevi Aytaşı gibi hem parçalı hem de bütün olarak sunulması açısından çok keyifli ve başarılı bir kitap.

















