Busra Yagabasan
7 Mart 2026
mutsuzken okumamak lazim tezer ozlu'yu. bu yuzden cok uzun sure cantamda dolasti benimle bu kitap. yine cok mutsuzken bir haftasonu elim gitti tabii ki.
tezer ozlu'de farkli bir yan var. farkli bir naiflik. sanki bu dunyayla kavga etmekten yorulmus, artik bu dunyayi anlamaya calismaktan vazgecmis, genel olarak vazgecmis bir kadindan bahsediyoruz. cok dusunen, dusundugu icin yorulan.
"uzun caddelerde yasami o kitapta oldugu gibi yogun yasayip yasamadigimi dusundum. aski, duygulari, ozlemleri? yoksa ben yasanan tum olaylarin bir gozlemcisi, dunyanin, duygularin, ozlemlerin, ulkelerin, aliskanliklarin bir seyircisi miyim? belki de govdenin oldurucu acilarini gozlemci olarak tasimak daha kolay olurdu. peki ama sevincler ve istekleri ne yaptim? duygularin derinliginden bir gozlemci olarak kactim mi, onlarin yarattigi akintilarda ben'im tumuyle yer almadi mi ve zaman disi sessizligimde yeterince icten degil miydim?"
herkes en azindan hayatinda bir kez hissetmistir, hayatinin basrolu degil de seyircisi oldugunu, baskalarinin hayatina acilarina, sevinclerine gozlemci olarak katildigini.
bazen hissizlesiriz, bazen kendimize bile durust olmaktan kacariz. iste tezer ozlu, kendine durust hep, kendini acitacak, okuyanlari bile acitacak kadar durust. bu yuzden mutluyken okudugumda beni rahatsiz eden, gerceklerle yuzlesmekten kaciran kitaplari, mutsuzken okurken, kendime durustken okurken daha farkli hissediyorum, daha yogun ve daha yalniz.











