Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kitap kanalımda Tezer Özlü'nün hayatı, bütün kitapları ve okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz :
https://youtu.be/4rhsgjdY_SQ
Bu kitap incelemesi Tezer Özlü 'nün bedeninin yanında yazılmıştır. Kanıt: https://i.ibb.co/8MjQMpj/1.jpg
Demiştim ama sana Tezer, 4 gün önce Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabına yazdığım incelemede "Önümüzdeki günlerde seni ziyarete geleceğim Tezer, bekle beni." demiştim. Sadece 4 gün dayanabildim. Sen nasıl ki bu kitabında en sevdiğin yazarlar olan Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese'nin yaşadığı yerleri ve mezarlarını bizzat ziyaret ettiysen, ben de senin kitaplarınla senin yanına geleceğimi söylemiştim, uyarmıştım seni...
Üstünde çeşit çeşit otlar bürümüş ebedi meskenine bakıyorum şu an. Biliyorum, bu dünyada rahat bırakmadılar seni. Zaten o yüzden Oğuz Atay 'ın Tutunamayanlar kitabında dediği "Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." alıntısındaki gibi sen de iç dünyana dönmedin mi? Sen de hayal kırıklığının olmadığı, sadece sevdiğin yazarlar ve onların kitaplarıyla bir arada olabileceğin bir sığınak aramadın mı? İşte yanındayım. Ben de o sığınağı arayanlardanım. Toprağın üstünde bir türlü bulamadığın huzuru, toprağın altında bulduğunu hissedenlerdenim.
Sen nasıl ki bu kitapta yazarların yanına yolculuk ederken aslında bir nevi kendi yaşamının ucuna da gitmişsen, ben de senin yaşamının tam ucundayım şu an. Bu uçtan, ölümden ötesi var mı? Bir şeyler söylesene Tezer... "Var" de bana. Dünyada milyarlarca inanan insan senden bu cümleyi duymak istiyor. Senin hayatın boyunca nefret ettiğin ve bu kitabında yerin dibine gömdüğün düzenlerimizin, akıl ve namus anlayışlarımızın, kurumlarımızın hepsi senden "Evet Oğuz, evet! Ölümden ötesi de var." demeni bekliyor. Ben ise nereye gömüleceğini ve ölü gövdenin ne olacağını bile umursamadığını bildiğim için senden bunları demeni beklemiyorum. -demin dediğin beklentiyle çeliştin Oğuz-
Sen sadece sevdiğin yazarlarla ve roman kahramanlarıyla baş başa kalmak istedin. Senin kafana 27 Mayıs Darbesi 'ni attılar. Sen sadece sevdiğin insanlarla keyifli sohbetler edebilmek istedin. Senin kafana 12 Mart Muhtırası 'nı attılar. Sen sadece biraz olsun huzur bulabilmek, kendinle baş başa kalabilmek istedin bu canı çıkasıca dünyada. Senin kafana 1 Mayıs 1977'de hayatını kaybeden 34 işçinin cesedi ni attılar. Bu ülkede yaşamanı çok gördüler Tezer. Yaşamın ucuna bile rahat rahat yolculuk etme hakkı verilmiyordu insana bu dünyada...
Ben ise yanındayım. Hiçbir siyasi olayın anlamının kalmadığı bir yerdeyim. İstanbul, Aşiyan Mezarlığı'ndayım. Bedeninle aramda 1 metre bile yok. Bedeninin yanında bir defne ağacı. Defne ağacının anlamını bilir misin Tezer? Bu ağaç her zaman yemyeşil kalmasıyla aslında ölümsüzlüğü temsil eder. Sen ölümsüzsün Tezer. İstediğin kadar fiziksel olarak aramızda olma, sen düşüncelerinle, tutkularınla, gitmek isteyişlerinle ölümsüzsün.
İstanbul'a gömülmek istemediğini biliyorum. Ama emin ol, İstanbul'un en güzel yerlerinden birindesin. Yanında Rumeli Hisarı, karşında Anadolu Hisarı. Önüne serilmiş bir boğaz. Ben de senin kitaplarınla yanındayım işte. Sen nasıl kitaplar yazarak ölümsüzlüğe ulaşmak istediysen, ben de bugün seni resmen ölümsüz ilan ediyorum. Kurumların canı cehenneme. Bu yazı sürecinde bunu ilan edecek kurumların hepsi benim. Çünkü Tezer, benim de senin dediğin şekilde "Kurumlarınıza uyuyor gibi görünmem, onlara karşı direnmemi ancak böyle sağlayabileceğine inanmamdandır" (s. 58)
Yanımda kitaplarını da getirdim demiştim, evet getirdim. Yazdığın ne varsa hepsini okudum Tezer! Sadece ben de değil. Binlerce okur senin yazdıklarınla kendi ruhunu şekillendiriyor şu an. Cümlelerinin altını çiziyor. Çocukluğunun soğuk gecelerini hatırlıyor. Yeryüzüne dayanabilmek için yeni anlamlar keşfediyor. Yaşamlarının ucuna yolculuk ederken yanında götürebileceği yol arkadaşları buluyor.
Sen tutkularını, arayışlarını, başkaldırılarını ve bu ülkeden kaçıp gitmek isteyişlerini bu kitabında yazdıkça "Ne kadar da bana benziyor bu kadın!" d












