Buse halaç
25 Mart 2026
Siyah Hatıralar Denizi'ni çok uzun zaman önce bir yerde rastlayıp listeme eklemiştim. Tesadüf eseri yakın zamanda rastladım ve aldım. Bazı eksileri olmakla beraber kesinlikle uzun zamandır okuduğum en keyifli, en akıcı ve beni kendi dünyasının içine çeken bilimkurgulardan biriydi.
Kahvemi alıp kitabın kapağını açtığım her an önce Nordzest'in soğuğunun sonra da hem adım adım çözülen ama hem de çözüldükçe daha da belirsizleşen gizemlerinin içerisine çekildim.
Hayalle gerçek arasında, var olmanın anlamları, sınırları konusunda büyülü bir labirent gibiydi. Yazar kullandığı alıntılarla da kendisini hangi yazarların, hangi alıntıların beslediğine de ışık tutuyordu bence.
Sonunun nasıl bittiği önemli değil, nereye bağlandığı da. Bu yolculuğun varmaktan daha önemli olduğu bir kitap. Ve ben kusurları, pürüzleriyle de bu yolculuğu sahiplendim. Bir bu kadar daha sayfa olsa okurdum herhalde. Sanki zamanımdan gitmiyor gibiydi, ben de bir durgun zamanda asılı kalmışım gibi. Okuduğum sürece oradayım, arkamda aynalar var. Okumayı bıraktığımda zaman akmaya devam ediyor.
Anlatının, kurgunun aksadığı yerler elbet var. Ancak bunların hiçbiri aldığım keyfi azaltmadı. Bir yorumda da gördüğüm gibi, ben de çok şaşkınım bununla ilgili herhangi bir film, dizi çekilmemiş olmasına dair. İçinde çok fazla potansiyel barındırıyor. Çok başka yönlere gidebilecek bir hikaye var. Olduğu gibi de çok geniş bir dünya gerçi de...
Bilimkurgu sevenlere, farklı yolculuklar yapmak isteyenlere, bu aralar herkesin dilinden düşmeyen bir şey değil de daha kıyıda köşede bir şeyler okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.














