Merve Sarıoğlu
24 Şubat 2026
Paul Auster dedim mi akla elbette ki ilk gelenlerden bir tanesi hiç şüphesiz meşhur New York Üçlemesi… Ben de üçlemeye bu ay başladım ve ilk kitap olan Cam Kent’e bayıldım. Bir dedektiflik hikayesinin anlatıldığı kitapta bir polisiye yazarı olan ana kahramanımız yanlışlıkla Paul Auster adında bir özel dedektifle karıştırılıyor ve kendisi de bu fırsatı değerlendirip bozuntuya vermiyor. Böylece yazarımız birdenbire bir dedektife dönüşüyor, kendini sıra dışı kahramanlarla dolu enteresan bir maceranın içinde buluyor. Özellikle baba Stillman karakteri oldukça enteresandı. Adamın tutunduğu, inandığı, içine düştüğü, kendini tamamen adadığı ve bu uğurda öz oğlunun hayatını mahvettiği inanç sistemi ve inandığı şeyler oldukça düşündürücüydü. Gerçekten bu tarz şeylere inanan ve bu inançla Stillman’ın yaptığı şeyleri yapabilecek insanların bir yerlerde var olabilme ihtimali ise bence tedirgin ediciydi. Kitabın sonu ise beni oldukça şaşırttı ve kitabı tamamladığında kesinlikle bir an önce bir sonraki kitabı okumalıyım dedim.













