Abdullah Başaran
27 Şubat 2026
Felsefi mefhumların edebiyatla, güzel ifade etme sanatıyla dile getirilmesine hayranım; yazarın dili de kalemi de bunu amaçlıyor. Basit etimolojik kök ilişkilerini aşan yorumlar ise gerçekten çok hoş. Keyif alarak okudum. Bununla birlikte, kitabın asıl tezi defalarca işlenerek daha belirgin hale getirilse de, tekerrür eden düşünceyi (ölüm ahlakı ve bu ahlakın oluşturduğun inoperatif cemaat) farklı açılardan ele almakta başarısız olduğunu düşünüyorum. Birbirinden farklı gelenek, söylem ve kuramların "aynı" tez bağlamında işlenmesinin altyapısını görebiliyoruz, ancak oldukça yüzeysel, birbirine çoğu zaman teğet geçen, pamuk ipliğine bağlı şekilde birliktelikler. Kristeva ile Agamben'i, Kalenderilik ile Gezi'deki başıboşluğu yanyana görüyoruz ama, bu "ama" büyük bir ama. Çoğu pasajda bu yanyana gelişler bir üstüste konmalara, yığılıp kalmalara sebep oluyor.













