Emre Yaman
24 Şubat 2026
Leopold'un Sabunu bu yıl okuduğum en eğlenceli kitap oldu. Edebiyat üzerine düşünen romanları zaten çok seviyorken Berkan Şimşek edebiyat üzerine düşünme işini eğlenceli bir polisiyeye çevirerek beni daha da mutlu etmeyi başardı. Yazılmış ilk kitaptan sonra yazılmış tüm kitaplar bir miktar intihal içerir fikri üzerine giderek çalıntı bir kitabı çalan bir yazarın anlattığı bir başka çalıntı kitap hikâyesini okuyoruz. Bir matruşka gibi kitap içinde kitap konsepti barındırması ve edebiyat üzerine de sorgulamaların kitap boyu sürmesi akla Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabını getiriyor ve şüphesiz bu kitap Calvino'dan da bazı intihaller yapıyor. Fakat hangi kitap yapmıyor ki? Böyle bir kitabı anlatması elbette zor fakat kitap okunurken benim anlattığım kadar karmaşık değil. Çok akıcı ve keyifli bir şekilde ilerliyor. İlerlerken de kurgu üzerine size bazı sorular yöneltiyor. Bunu da polisiye bir hikâyenin çevresinde yapıyor. Bu meseleyi polisiye üzerinden yazmak müthiş mantıklı çünkü aynı zamanda katil kim diye sorarken bir diğer taraftan da yazar kim sorusunu sormayı kolaylaştırıyor. Bu soruları bir katil var mı veya bir yazar var mı, gibi sorularla da sürdürebiliyorsunuz. Öyle müthiş bir edebiyat şöleni yok kitapta fakat en azından Türk edebiyatı adına son derece özgün bir kitap okuyorsunuz. Böyle denemelerin olması dahi edebiyatımız adına önemli bence. Çok yormayacak, keyifli bir kitap okuyayım fakat iyi de bir kitap olsun üstüne bir de çeviri olmasın diyorsanız aradığınız kitap kesinlikle Leopold'un Sabunu. Referansıma güvenebilirsiniz çünkü ben pek Türk edebiyatı okumuyor ve önermiyorum fakat iyi bir şey yakaladığım zaman da çok büyük keyif alıyorum. Yazarın Canım Şeytan adında bir kitabı daha varmış. Onu da ilk fırsatta okumayı düşünüyorum. Beklentim var kendisinden.








