Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
deneme kendimi bildim bileli en sevdiğim türlerden biri. hele kendi hayatından edebiyata bağlanan denemeleri yeme de yanında yat. kendi yazmaya çalıştığım yazılardan da belli oluyordur bu.
ama hiç oturup da bitirene kadar başından kalkmadığım deneme kitabı olmamıştı. dün akşam başladığım ilhan durusel’in “otlar çağırıyor” kitabı ise gece yatmadan bir bakmışım bitmiş.
mırıl mırıl anlatıyor ilhan bey. özellikle türkçeye çevrilmemiş ama memleketi ilgilendiren kitaplardan bahsettiği denemeleri çok sevdim. ve yazıların üstünden yıllar geçtiği halde, ilhan bey özellikle “yayınevlerine duyurulur” dediği halde hâlâ bizde olmayan kitaplar bunlar. sadece yazı da değil, kitaplardan fotoğraflar, yazarların fotoğrafları, bahsedilen kitapların farklı baskılarının kapakları da söz konusu mesela.
onların dışında okurken kendimde en çok eksik bulduğum şey şiire olan düşkünlük ve şairane bir ruh oldu. ilhan bey hem şairleri, şiirleri çok iyi biliyor hem de onlara dair şiirsel denemeler yazabiliyor bence.
mahalleye, mahalle yaşamına duyduğu ilgiyle edebiyatı buluşturan denemeler bunlar. sait faik’e, ömer seyfettin’e, borges’e hiç
bilmediğimiz yerlerden bakmamızı sağlayacak.
ilhan bey’i zaten onur çalı’yla twitter’daki eğlenceli muhabbetlerinden biliyorum. ama aynı bölümü bitirmemiz, eski türk edebiyatına düşkünlüğümüz, hep okuttuğumuz sait faik’ler ve ömer seyfettinler, ayrı bir gönül bağı kurdurdu bana. garip bir şey bu. edebiyat öğretmenlerine has sanki.
alttan alta humuor’u ise kendini nasıl hissettiriyor. özellikle çocukluğa, gençliğine dair denemelerde, sağlıklı amerikalı bacacı kısmında (hiç bacacıya benzemiyordu) çok güldüm.
edebiyatı, dili her şeyden üstünde gören, hafızası güçlü, anılarına sarılmış ama melankoli ya da sıla hasreti gibi dramatik sözcüklerden de alabildiğine uzak duran, kütüphanelere, kitaplara aşık bir yazarın denemeleri bunlar.
iyi ki okudum.













