Gizem Çetin
1 Nisan 2026
Fizikçi ve felsefeci Enis Doko tarafından kaleme alınan bu kitap, adından da anlaşılabileceği gibi din ve bilim ilişkisi perspektifinden Isaac Newton'un Tanrı ve din ile ilgili düşüncelerini inceliyor.
Newton'un bilim tarihi açısından önemini anlatarak açılan kitap, onun bilimsel düşüncede bir paradigma değişimine yol açtığını; Aristo kökenli "Dünya merkezli evren" anlayışını sona erdirdiğini, fiziksel yasaların yeryüzünde de gökyüzünde de geçerli olduğunu, yani evrensel olduğunu ortaya koyduğunu anlatıyor. Ardından az bilinen bir yönüne değiniyor, ilahiyatçı, din felsefecisi ve din tarihçisi oluşuna.
Newton, dinî yazılarını yakın çevresi hariç kimseyle paylaşmıyor çünkü dönemin dini anlayışına aykırı görüşleri var. Örneğin Hristiyanlığın ana mezheplerinin en temel inanç esası üçlemeye/teslise karşı çıkıyor. Sırf bu bile Newton'un kariyerini, hatta hayatını tehlikeye atabilecek bir şey o dönem için. Ayrıca insanın ölümsüz bir ruha sahip olduğunu reddediyor, Tanrı'nın insanları ölümden sonra bedeniyle dirilteceğine inanıyor. Ayrıca şeytanı ayrıca bir varlık olarak değil, insanın kötü yanını anlatan bir kavram olarak ele alıyor. (Yazar her ne kadar Newton'un bir materyalist olmadığını yazsa da, bence dini anlayışının materyalizme yakın olduğunu söylemek mümkün.)
Daha sonra Newton'un hayatını kısaca anlatıyor kitap. Newton küçük yaşlarda bile oyun oynamak yerine yel değirmeni ve araba maketleri yapan, üvey babasının kütüphanesinden kitaplar okuyan, İncil bilgisiyle sınıf arkadaşlarını ve öğretmenlerini şaşırtan bir çocukmuş. Babasını doğmadan kaybeden Newton, gençlik yıllarında maddi zorluk çekmiş, hatta 14 yaşındayken öğretmenleri burs bağlamasa annesine ve küçük kardeşlerine bakmak için okulu bırakmak zorunda kalacakmış. Böyle bir dehânın bilimden uzak kalması kötü olurdu... Üniversitede de maddi olarak tutunabilmek için ek işler yapmış. Bütün bunların üstüne evde kendi başına fizik ve matematikle ilgili çalışmalar yapmaya devam etmiş ki, bugünkü fizik biliminin temelini atan Newton yasalarının bir kısmını bu çalışmalar sırasında bulmuş. Bir dönem parlamentoya da seçilen bilim insanı, 50'li yaşlarının başında çok çalışmaktan hasta düşmüş.
Kitapta Newton'ın üç adet dinî metni alıntılanıp açıklanıyor:
- "Tanrı ve İsa Hakkında 12 Madde" adlı yazısında Tanrı'nın niteliklerini anlatıyor, Isaac Newton. Maddelerde İncil'deki tabirlerin kullanılmış olması ve üçlemenin kesin bir şekilde reddedilmiş olması dikkat çekiyor.
- "Genel Açıklama", Newton'ın meşhur eseri Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri) kitabının ikinci baskısına yazdığı bir son söz. Newton iki sebepten dolayı anlaşılması zor bir üslup tercih ediyor. Birincisi, dönemin baskıları... İkincisi ise Newton'un ezoterizm yanlısı olması. Yani bilginin sıradan insanlardan saklanması, sadece ona layık olan özel insanlara verilmesi gerektiğine inanması.
Bu yazısında da Tanrı'nın varlığına bilimsel yasalardan ulaşıyor Newton. Yani o dönemdeki Descartes gibi dindar filozof ve bilim adamları Tanrı'nın varlığını aksiyom olarak kabul edip yola çıkarken (tümdengelim-müessirden esere), Newton farklı bir metot izliyor, tümdenvarımı kullanıyor (eserden müessire).
Eğer kütleçekim diye bir şey varsa neden yıldızlar birbirinden uzak? Evren neden tek bir noktada toplanmıyor? Biz bugün bu sorunun cevabının evrenin genişlemesi olduğunu biliyoruz ama Newton döneminde bu bilinmiyordu. Newton, bu sorunu Tanrı'nın evrene müdahale edip gök cisimlerini birbirinden uzak tutmasıyla açıklıyordu.
- "Gerçek Din'in Kısa Bir Planı" adlı yazı, Newton'un ateizm ve putperestlik eleştirisini içeriyor. Onun gerçek bir monoteist-tek tanrı inananı olduğunu bu yazıda da çok net görmek mümkün.
Bu açıklamaların ardından "Son Söz" var.
Bu bölümde Enis Doko, doğalcılığın ("doğa ve fizik yasaları dışında bir varlık, gerçeklik yoktur" görüşünün) bilimi sınırladığını öne sürüyor. Öneğin, doğalcı önkabullerle yola çıkan bilim, doğaüstü görünen bir vakayı incele(ye)mez,













