Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
sanırım yüz kitap'ın en sevdiğim kitaplarından biri oldu. gerçi hepsini çok seviyorum da işte :)
coğrafya edebiyata nasıl etki eder, mekanlar, tarih öyküye nasıl yedirilir? sorularının ders niteliğindeki cevapları bu öyküler. en son yine yüz kitap'tan "kışın ilk günü"nü okuduğumda böyle hissetmiştim. nevada adını sadece çöl olarak bildiğim bir yerken şu an reno kasabasını (şehir mi yoksa, amerikan sistemi pek karışık), kuruluşunu filan biliyorum. bazı öykülerde ağzım çıtır çıtır kum doldu sanki... öyle bir anlatım.
ilk öykü yazarın o çok garip hayat hikayesiyle sanki tam bir açılış öyküsü, tüm öykülerdeki o garip yalnızlık, o sevgiye açlık, intihar edenler, etmemeye çalışanlar, kayıplarla baş edemeyenler bayağı sarsıyor. öyküler uzun ve okuduktan sonra ara vermek gerekiyor.
kazı yerleri öyküsünü yazabilmek için yazar ne kadar çalıştı, bilmek isterdim. çünkü neredeyse bir roman gibi ve altın arayanların hikayesi aletleri, şiddeti, tarihiyle daha ne kadar gerçekçi anlatılabilirdi bilmiyorum.
* Kitap hakkında Agos Kirk'e yazdığım yazı blog'da
https://tembelveyazar.blogspot.com/2020/05/nevada.html














