Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kitap kanalımda Kafka kitaplarını daha bilinçli okuyabilmeniz için hazırladığım okuma rehberi videomu izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/VC6JxCLzwNI
İnsan-mekan-psikoloji ilişkisi, bir Kafka özeti, Şato ve Gotik mimari hakkında
"Hiç durmadan sorunu hayırlı bir sonuca ulaştırmak için çabalıyorduk, ama sürekli olarak kaçıp kurtulmak istediğimiz meselenin içine daha fazla gömülüyorduk." Franz Kafka
Kaç haftadır bu kitaba inceleme yazabilmek için Kafkaesk bir hava renginin olmasını bekledim. Ulaşmak istediğim mekanla arama havanın rengini koydum, ne kadar koyuysa o kadar iyiydi.
Şato, yarım kalmış bir kitaptır. Dava kitabındaki olumsuz ve distopik hava yerine Şato nedense kitap boyunca sizi umut verici şekilde bir mekana ulaştırma güdüsü içerir. Düşünceler, insan ile bir mekana ulaşma amacı içerisinde ortada bu denklemin eşitliğe ulaşmasını sağlayan havanın rengini belirler. Ne kadar yakınlaşırsan o kadar uzaklaşırsın Şato'da, çünkü Kafka'nın mekanları insanlarla mekanlaşır ve Kafka'nın insanları ise mekanlarla insansılaşır. Böylece bulanık ve muğlak da olsa bir Kafka silüeti edinmiş oluruz. Yetmedi mi? Peki.
Dönüşüm kitabındaki id basamağını geçmiş, egosuyla sorgulamış fakat süperegosunda kısılı kalmış Gregor Samsa 'nın, Dava kitabındaki id basamağını çok çetin yaşayan, ego basamağındaki sorgulamalarından sonra süperegoya geçmeye fırsatı kalmamış K.'nın aksine Şato kitabındaki K. id döngüsünden çıkamaz. Her zaman tutkuyla, azimle, şevkle otoriteye, şatonun heybetli mimarisine, kişi odaklı bir iktidara ulaşmayı çabalar. Fakat sanırım bu noktada Gotik mimariden bahsetmek gerekecek biraz.
Şato mimarisi denince Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Masal Şatosu yerine bu romanda akla sivri uçlu kuleleri, dominant renkler olan siyah, beyaz ve gri renkte tonları, göğe doğru yükselme hevesi gösteren bölümleri içeren bir Gotik mimari gelir. Bu sivri uçlar ve göğe doğru yükselme hevesi otoritenin heybetini, ihtişamını göstermek amacı içerisinde gelişir. Gotik mimaride binalar yatay yerine dikey yönde uzamak isterler. Aynı insanın karşısına dikilen otoritenin alt kesimden olan farkını ortaya koymak için onun üzerindeki ezici üstünlüğünü, görkemini ve ulaşılamazlığını göstermek isteyen bir yansıtış gibi değil mi? İnsanların ihtiyaçlarına ve sorunlarına, insan ölçülerinin proporsiyonlarına eğilen mimari Rönesans ve Barok zamanlarındadır, kanaatimce eserde insan sorunları üzerine düşünülen bir mimari ve roman yapısı olsaydı K. da bu "id" aşamasında sıkışmış kalmazdı diye düşünüyorum.
Bu roman 1926 yılında yazılmıştır, yani Gotik mimari dönemi asırlar öncesinde kalmıştır diyebiliriz. Yani roman ve içinde barındırdığı dönem itibariyle roman insanlarını anakronik diye tanımlarsak yanlış olmaz kanaatindeyim. Kafka, Şato'da bürokrasiler ve otoriteye ulaşma çıkmazları arasında aynı zamanda kimsenin de bu ulaşma yolu içerisinde yardımını alamadan kalmış insanın ne kadar çağa uymaz ve eskimiş olduğunu da göstermeye çalışmış olabilir.
Olabilir, düşünüyorum, yapabilir, edebilir, şöyle olabilir, böyle düşünülebilir. Bir ortamda Kafka konuşuluyorsa orada kesinlik belirten yargılar kullanmak tehlikelidir, bunun yerine sürekli olarak kaçıp kurtulmak istediğimiz meselenin içine daha fazla gömülmeyi tercih ediyorum.
*Ekstra ve kendi yaptığım bir tespit olarak şu an faşizm üzerine okumalar yaptığım kitapta faşizm hakkında "Liberalizm, muhafazakarlık ve sosyalizm 19. Yüzyıl'ın ideolojileriyken, faşizm 20. Yüzyıl'ın, bazılarının dediği üzere özel olarak da iki dünya savaşı arasının çocuğudur." diye bir kısım geçiyor. Ve bu kitap 1926 yılında yazılmış, ve bu tam olarak iki savaşın arasında yayınlanmış olduğunu gösterir! Durun birkaç şey daha söylemem gerek.
"Modern medeniyet insana daha çok özgürlük sağladı ama beraberinde de yalıtılmışlık ve güvensizlik tehlikesini de getirdi. Dolayısıyla, kriz dönemlerinde bireyler özgürlükten kaçıp, güvenliği tüm erki elinde bulunduran bir LİDERE veya bir TOTALİTER DEVLETe boyun eğmekte arayabilmektedirler."
Bu r
























