Yakup Öner
26 Şubat 2026
Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası ve Kitab-ül Hiyel kitaplarını okuduktan sonra yazarın tüm külliyatını ayrı zamanlarda tamamlamayı planlamıştım. Bundan dolayı sıradaki romanı Tiamat oldu. Eser, yazarın üslubuna has dili ve yoğun Osmanlı denizcilik terminolojisi nedeniyle okur için meşakkatli bir başlangıç sunuyor; bu teknik yoğunluk romana girişi bir hayli güçleştiriyor. Anlatı geliştikçe, maceranın Osmanlı’nın ilk denizaltısı olan 'Tahtelbahir'in gergin ve klostrofobik atmosferine hapsolması, okuru giderek artan bir bunaltıya sürüklüyor.
Mitolojik bir canavar olan Tiamat’ın kurguya dahil edilmesi, Türk edebiyatında fantastik macera türü adına kıymetli bir deneyiş olsa da yazarın, dünya fantastik klasikleriyle kurduğu dirsek temasında ıskaladığı bazı noktalar olduğunu düşünüyorum. Anar, bu atmosferi inşa ederken okuru germeyi hedeflemiş olabilir; ancak gerilim ile boğuntu arasındaki o ince çizgi aşıldığında, okuma keyfi yerini yer yer bir tıkanmışlığa bırakabiliyor.
https://yakuponer.substack.com/p/tiamat-ihsan-oktay-anar?r=2v5z3k











