Tugay Özdemir
7 Mart 2026
şule gürbüz, birinci ciltte aziz’in çocukluk yıllarını, ailesiyle olan ilişkilerini ve köklerine duyduğu yabancılığı ustalıkla işliyor. yazar, gündelik detaylardan büyük hakikatler çıkarmayı başararak insanın kendiyle yüzleşmesini hikâyenin merkezine yerleştiriyor. dilin zenginliği ve derin gözlem gücü, metni adeta bir düşünce akışına dönüştürüyor. aziz'in çocukluğu, oradan ilk gençliğine evrilişi ve artık bir yetişkin olmasına kadar geçen süre bu kitapta kendini gösteriyor. aziz'in bütün bu yolculuk sürecinde içinde bulunduğu mekânlar, kişiler onun karakterinde bir iz bırakıyor. en çok da hilmi baba'nın izi aziz'in içine yerleşiyor ve ömür boyunca kalıyor.
aziz’in sürekli arayış hâlinde olduğu bu ciltte, bireyin kendini bulma çabasının zamanla çatışması ön planda. köpeklerle karşılaşma gibi basit bir olay bile aziz’in varoluşsal sorgulamaları için bir kapı aralıyor. şule gürbüz, sadece bir hikâye değil, okurun kendi geçmişine, çocukluğuna ve kayıplarına dönüp bakmasını sağlayan bir aynayı da sunuyor.










