Tugay Özdemir
7 Mart 2026
ikinci cilt, aziz’in olgunluk dönemine odaklanıyor. i̇stanbul’un kaotik ve bir o kadar da düzenli havasında aziz, kendi içsel karmaşasını çözmeye çalışırken, yaşamın ağırlığını daha derinden hissediyor. tasavvufi göndermeler ve bireyin yalnızlığına dair güçlü betimlemeler, bu cildi daha kişisel ve derin bir anlatıya dönüştürüyor.
şule gürbüz, aziz’in ailesiyle olan bağları ve kendi ruh dünyasındaki gelgitlerle modern insanın yalnızlığını anlatıyor. yaşamın geçici güzellikleri ve insanın içsel sorgulamaları, yazarın ince işlenmiş diliyle birleşiyor. özellikle mekânın ve zamanın geçiciliği üzerine yapılan göndermeler, bu cildi felsefi bir derinlikle donatıyor. aziz'in nereye veya kime giderse gitsin duyacağı özlemi de derin bir şekilde hissediyoruz. aynı zamanda ikinci cilde geçtiğimizde karşımıza çıkan yeni karakterlerin iç dünyasını tanıma olanağına da sahip oluyoruz. ikinci ciltte şule gürbüz olayları azaltarak karakterlerin kişisel özelliklerini anlatmaya çalışmış, bütün bunlar kitabı okurken yer yer odağın kaymasına neden olabiliyor ama buna rağmen ne olacak, iş nereye varacak sorusunu da sordurmaya devam ediyor.










