Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
gayet eli yüzü düzgün bir roman. aslında çok garip bir biçimde “kurak günler” ve “karanlık gece”yle benzerlikler taşıyor. bir kere geçtiği coğrafya aynı, obruklar lafta geçiyor ama burada da baraj gölü var. iki erkeğin filmlerden farklı olarak cinsel olmayan ama egosal gerilimleri var.
türker ayyıldız tıkır tıkır işleyen bir roman yazmış. sezdirdiği, meraklandırdığı ne varsa romanın sonunda cevaplanıyor. hiçbir ucu açık bırakmıyor. kurduğu hikaye çok olası ve 90’ları da ele aldığı için epey politik.
oldukça sinematografik bir anlatıma sahip roman. yozgat boğazlıyan, ankara, o köhne oteller tek tek gözümün önünde canlandı. romanın başlangıcı etkili, sıkça tekrarlanan kayıplarla ilgili cümleler var ve bunun verdiği şiirselliği de sevdim açıkçası. zaten daha sonra romanın başladığı o ilk geceye dönüp kayıplarla ilgili cevapları bulacağız.
iki erkeğin saçma gerilimini, eflatun’un çekip
çekip gitmesinin delirttiği bahtiyar’ı ve bahtiyar’ın gerzekliklerini de iyi anlıyoruz. ama karakter olarak bahtiyar daha iyi çizilmiş. bahtiyar’ı her şeyiyle tanıyoruz. tam agresif, kompleksli türk erkeği. çok gerçekçi. eflatun zaten politik geçmişi, gördüğü işkenceler ve sanrıları sebebiyle buna izin vermiyor.
taşranın, köylünün, muhtarın kötücüllüğü, çıkar hesabı tanıdık. hatta ben daha kötüsünü bekliyordum, roman mutlu ve umutlu bitti. e bu da lazım. yani biz hep bu köylüyü izliyor, okuyoruz da yıllardır övülen anadolu köylüsü nerede acaba













