Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
bazı insanların enerjisi yüzüne yansıyor hatta yazdıklarına yansıyor diyeyim. mercan hanım’la takipleşiyor, tanışmıyorduk ve hiç okumamıştım. ama “rüzgârın yükü”nü okuyunca tam da mercan hanım’a çok yakıştırdığım öyküler olduğunu fark ettim.
bir kere çok kendi halinde, modayı ya da yaygın olanı umursamadan, nasıl istiyorsa öyle yazmış, bunu takdir ettim. öykülerin bir bütünlüğü var, her öykünün önünde onu hangi ağacın anlattığı var, sonrasında ormandaki ağaçların yorumları var… bunun dışında tematik olarak da bir bütünlük var çünkü bunlar evrenle, doğayla, umutla, ruhla ilgili fantastik ya da retelling öyküler. ayrıca valla ekoöykü olarak da okunur, çok da güzel okunur.
çok benim tarzım olmasa da arada böyle şeyler okumak bana da iyi geliyor. mercan hanımın temiz bir dili, akıp giden anlatımı var. sanırım en çok kitabın ilk öyküsü şehrazat retelling’i “binbir kere” ve mavi sakal retelling’i “cin çiftliği”ni, bir de arafta kalmak ne demek o kadar güzel ve sakin bir biçimde anlatan “dünyanın adı”nı sevdim. bir de kitabın adı çok güzel ve sonu çok iyi bağlanmış.
iyi okuyan bir sınıfım olsa bu kitabı lisede özellikle kız öğrencilerime okutmak isterdim. eylülde görücez :))








