Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
“kelime ağaçları” bir ilk kitap. 21 öyküden oluşuyor ki bence bir kitap için epey fazla bir sayı. bazı öyküler 2 sayfalık kısacık öyküler, bazıları ise daha uzun. açıkçası kısa olanların daha umut vaat edici olduğunu söyleyebilirim.
çünkü ilk öykülerde genellikle görüldüğü üzere selma tonay elhan da bazen fazla açıklama yapmaya başlıyor. oysa öykünün en son ihtiyacı olan şeydir açıklama. bize bir şeyin nedenini diyalogların ya da karakterlerin yaptıklarının göstermesi gerekir. uzun uzun düşünen karakterler illa bir şeyi açıklamaya başlıyor.
ilk öykü “büyük hala biz geldik” çocukların gözünden anlatılıyor genelde mesela ama yorumlar pek de çocuklara uygun olmamış. “derinleşmiş göz çukurunun içinde masmavi bir çift göz parladı” oysa buraya kadar hep çocuklar nasıp görüyorsa öyleydi. kısa, net. ama mesela “aliço nazara geldi”deki çocuk bakışı çok daha doğru ve şaşmıyor.
bazen evler, eşyalar anlatıcı oluyor. yazar için bu epey büyük kolaylıktır genellikle ama mesela bir rakı şişesinin gözünden anlatılıyor “fotoğraf şahit” öyküsü ve kadının ne düşündüğünü uzun uzun anlatıyor, işte evlenmek istememiş de baba evine dönemediği için çekmiş de… tanrı anlatıcı maalesef eskimiş bir anlatıcı, hele böyle eşyanın gözünden her şeyi bilmek ise mantıksız da oluyor.
“acı simitler” gibi, “luna’nın bohçası” gibi açıklamaya boğulmayıp, o ânı anlatan, geçmişten söz açsa da bunu karakter üzerinden yapıp okura açıklama yapmayan daha sağlam öyküler de var, bunlar genellikle daha kısa.
üzerinde çalışarak, her öyküyü didik didik ederek, anlatıcıya muhakkak dikkat ederek ve elbette çok okuyarak çözülecek sorunlar bunlar. biz bu ilk kitap “kelime ağaçları”nda asıl olarak selma hanımın vicdanını, kimden yana olduğunu, neyi dert ettiğini görüyoruz en çok. belki de bu daha önemlidir.







