Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
açıkçası gecenin bir yarısı bir öyküde berkin elvan’la karşılaşıp hüngür şakır ağlamayı beklemiyordum. beklemediğim yerden geldi. üstelik öykünün berkin’e çaktığı selam dışında kendisi de çok ağır. 90’lar 2000’ler 2010’lar 2020’ler geçti gözümün önünden. gençlerin bu devletten yediği dayaklar, polisin hıncı, öldüresiye öldüresiye dövmesi ve öldürdükleri… üstelik bu o romantize ettiğiniz 90’larda da böyleydi. “kiraz güzeli” unutulmayacak bir öykü bence.
dilek yılmaz uzun yıllardır yazdığı öykülerini hele şükür bir kitap olarak taçlandırdı. tek bir kalıba sokamayacağınız öyküler bunlar. nasıl hepimizin ayrı ayrı kimlikleri varsa çocuk, anne, öğretmen, arkadaş, sevgili olmak gibi dilek yılmaz da bildiği tüm kimliklerden öyküler yazmış bize.
doğuştan getirdiği kimliğinin yanında politik ve mesleki olarak kazandığı kimliklerle de misal beyaz yakayı da çok iyi anlatmış mavi yakayı da… en sevdiğim öykülerden biri olan “unuttuğum bir şey var”ın snob kahramanı başka bir öyküde film setinde horlanıp eziklenen yönetmen tarafından küfredilen biri olarak çıkıyor karşımıza mesela. kitapta en çok bu kimliklerin farklı farklı yerlerden ele alınmasını sevdim.
yaşımız gereği en çok didiklediğimiz konu ana baba ölümü, yavaş yavaş yaşamaya başladığımız arkadaş hastalığı yakın yerlerden vurdu.
gitmek isteyen kadınlar, gidebilen kadınlar, gidemeyen kadınlar… kadın anlatıcıların öyküsünde gırtlağını sıkmak istediğiniz ıssız adamlar olduğu kadar genç erkeklere hayata dar eden huysuz kadınlar da var. ilk ve son öykü “solo taksim” ve “taksim solo” yine başka açılardan bakmayı gerektiren öyküler.
“allah iyilik versin” ve “flander’lerin köpeği” de benim için özel öyküler. ilki detaylar, mimikler jestler ve diyaloglarla çok ustaca yazılmış ve çok hakiki bir öykü. ikincisinin bir benzerini ben küçük prens yazımda yazmıştım. ağlamak için küçücük ve dünyanın en saçma şeyi yetiyor bazen :)
sonuç olarak hoş geldin dilek yılmaz, yine virginia patrone’nin bir öyküden dikkatli bir biçimde seçip çıkardığı ayrıntılı nefis kapağıyla “valeria bunu anlamaz” pek çok öykü kitabından daha üst klasmanda diyebilirim.












