Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kanalımda Marcel Proust 'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=n5e0iz7fVms&list=PLCUazGfU71u9k9lNFMrvFLBIKt_9CoCql
HAMDIM, PİŞTİM, PROUSTTUM
"Proustçu evren, parçalar halindeki bir evrendir, parçaları da parçalar halindeki başka evrenleri içerir." Gilles Deleuze
Hepimiz hayatlarımız boyunca aşık olabilmeyi ya da en azından aşk duygusuna sahip olmayı isteriz. Aşk kümesi çizgilerinin düşman rakipler tarafından kıskançlık koçbaşılarıyla aşılmaya çalışıldığı yerde, aşk, dışarıdan maddi bir sur gibi algılanır. Oysaki Mimar Sinan 'ın çıraklık, kalfalık ve ustalık eserlerinde ya da tasavvuftaki "hamdım, piştim, yandım" sıralamasında olduğu gibi Marcel Proust 'un da kendisi için belirlediği "boşa harcadığımız zaman, kayıp zaman, ele geçirilen zaman ve yakalanan zaman" şeklinde bir zaman hiyerarşisi vardır. Marcel İhtiyaçlar Hiyerarşisi 'nin tepesine ise maddi göstergelerin beyhudeliğinden vazgeçişle birlikte uyanan sanat arayışının, kitap karakterlerini manevileştirdiği noktayla birlikte ulaşılır.
Peki aşk, halihazırda sahipsiz bir çocuk gibi onu sahiplenmemizi mi bekler, yoksa içimizde doğuştan yüklenmiş ve keşfedilip açığa çıkarılmayı bekleyen madeni bir öz müdür?
Berger'ın Görme Biçimleri kitabında belirtildiğine benzer olarak, gözlerimizin bizzat gördüğü henüz maneviyatıyla tanışılmamış maddi görünüşe sahip olmak ve hayalimizdeki aşk çerçevesinin içinde bulunan kadının kendisine sahip olmak arasında ince bir çizgi vardır. Beğendiğimiz bir resmi aldığımızda nasıl ki o resme sahip olmuş gibi bir kibre bürünürsek, beğendiğimiz insanın peşinden koşturup aşk kavramını ona yakıştırdığımızda da o kişiyi ona sahip olma istencimizle doldururuz. Peki aşk ya da kişinin kendi kimliğini, kendi özbilincini inşa edebilmesi geçmişteki boşlukların doldurulmasıyla mı yoksa dolulukların boşaltılmasıyla mı gerçekleşir?
Tezatlıklar noktasında, Kayıp Zamanın İzinde serisinde ön plana çıkan zaman ve mekan sıçramaları, okurunu soğuk bir kış gününde nilüferlerin Marcel Proust kitapları olduğu bir edebiyat nehrinde aşk göstergelerinin aldatıcılığı, sosyete göstergelerinin boşluğu ve vasatlığı, duyumsanabilir çevre göstergelerinin maddiyatı arasında sıçrama kararsızlığına büründüren bir kurbağaya döndürür. Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde özelinde ise esas amaç Berma, Albertine, Andree vs. gibi karakterleri geçmişin mimikleriyle bir kil ustasının ilk şeklinden son şeklini verene kadar yoğurduğu bir karakter çalışma tezgahındaki gibi elde edip kenara atmaktansa, bu yoğurulmak için bekleyen silüetlerin salt somutluklarının ardında ne kadar sanatsal içselleştirmelerin yatabileceği potansiyelinin arayışıyla bağıntılıdır.
"Berma'nın bir jesti bir heykelin duruşunu çağrıştırdığı için güzeldir. Aynı şekilde Vinteuil'ün müziği, Boulogne Ormanı'nda bir gezintiyi çağrıştırdığı için güzeldir." (s. 44) Proust ve Göstergeler
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir eserinde belirtildiği üzere Marcel Proust'un babası olan Adrien Proust 'un başarılarını kıskanmasıyla birlikte evrilen yazıp yazmama ikilemleri, Proust'un gençlik dönemlerinde kadınlardan aldığı olumsuz cevapların akabininde gelen varoluşsal edebi sancılar, Proust'un sıkıcı ve faydasız aristokrat arkadaşları, Proust'un aslında edebiyata ve yazmaya o kadar yeteneğinin olmamasından sonra gelen hayal kırıklıkları, acılar ve rahatsızlıklar dizisinin baharlaşmaya başladığı bir üründür Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde . Zaten Kayıp Zamanın İzinde serisi de zaman, mekan ve karakterlerin hayal kırıklıkları dizisi şeklinde örgülenmesiyle birlikte oluşmuş bir zaman yakalama mekanizmasıdır .
Halil Cibran 'ın Kum ve Köpük kitabındaki "Şayet kış; "Bahar kalbimdedir benim." deseydi, kim inanırdı kışa?" aforizmasında, kış Proust'un yazamadığı zamanlar, baharlaşmaya başlayan zamanları ise Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitabıdır. Zira çiçek açmanın başlaması bize baharı hatırlatır. Gölgesinde dinlenebileceğimiz ağaçla















