Oğuz Aktürk
25 Şubat 2026
YouTube kanalımda Marcel Proust 'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=n5e0iz7fVms&list=PLCUazGfU71u9k9lNFMrvFLBIKt_9CoCql
Dreyfus yanlısı, Dreyfus karşıtı, Yahudi yanlısı, Yahudi karşıtı, 15 Temmuz yanlısı, 15 Temmuz karşıtı, bilgi yanlısı, bilgi karşıtı... Peki, insan bunun neresinde?
Park ve Burgess gibi sosyologlara göre birey, belirli bir statüsü olmayan kişidir. Onlara göre biz, dünyaya birey olarak geliriz, toplum içinde belirli mevki ve statüler kazandıkça kişi olmaya başlarız. Aynı Sartre 'ın "Varoluş özden önce gelir." demesi gibi varoluşumuzun yazgısında da birey olmak vardır, kişilik özümüz ise birey hamurunun belirli mevki ve statüler eşliğinde ustaca yoğrulmasından meydana gelir. Birey, döneminin olaylarına ne kadar tanıklık edip sessiz kalmıyorsa o kadar da kimlik mertebesine ulaşma hakkı kazanabilir.
Şimdi, bir birey düşünün . Bu da Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin anlatıcısı yani başrol karakteri olsun. Biliriz ki, roman karakterlerinin yaşamları boyunca olacakları varlık, girecekleri sosyete, aşık olmak isteyecekleri kadınlar çizilmiştir. Bunların özü ise Proust'un düşünce toprağının içine düşen hayal kırıklıkları, ulaşılamamazlığın verdiği kesintisiz arzu, duygulanımların seri ilerledikçe sanat göstergelerine ulaşma ihtiyaçları ve karakterin acıları, rahatsızlıkları, sorgulamaları sonucundaki kimlik kozalağıdır. Yazarın izlenim göğünün altındaki düşünce toprağı , ağaç olan bireyin varoluşunu ve yazgısını tamamen eline almıştır. Öz, varoluştan önce ya da en azından aynı sırada gelmektedir, demişti Sartre da. Proust'a göre öz, zamanı yakalamaktır. Proust'un karakterlerinin zamanı yakalamak için hayal kırıklıkları, acıları ve rahatsızlıkları eşliğinde özlerinin oluşturulma süreçlerinde bulunmaları gibi. Bu yüzden de Yahudiliği, ırkı, kendisinin belirleyemeyeceği türden kalıtımsal özellikleri, ızdırari kaderi ona bir yol çizmez. Yalnızca seçeneklerini daraltabilir.
Seçeneklerinin daraltılmış olmasının en iyi örneği Guermantes Tarafı kitabının sosyete muhabbetlerindeki insanların Yahudi ya da Dreyfus yanlısı-karşıtı olup olmamalarına göre ayrım yapılmalarıdır. Fakat insan ise önce varolur, daha sonra yaptıkları ve yapamadıklarıyla özünü oluşturur, denmiştir. Proust'un anlatıcısının varoluş silüetinin başlangıcını ise Swann'ların Tarafı ve Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitaplarında görmüştük. Karakterin bu noktaya gelene kadarki aşık olduğu kadınlar, peşine takıldığı insanlar, girmeye çalıştığı sosyetik gruplar, yakalamaya çabaladığı anlık hayat reaksiyonlarının hepsi yaptıkları ile yapamadıklarının Proust eleği içerisinde özünün çıkarılmaya çalışılmasıdır.
Sosyeteye girmiş insanların tümünün önceden gösterişli ve bilgi gerektiren mesleklere sahip olup sonradan yozlaşmaları ile karakterin Swann'ların Tarafı 'ndaki duygulanımlarının salt aile çekirdeğinden çıkıp çevreyi tanıma, başka gruplarda kendini bulma ve Marcel İhtiyaçlar Hiyerarşisi 'ndeki "Ait olma ve sevgi ihtiyacı" ile katmanlı bir zaman bilinci edinmesi ölümüne savaşır. Siperler alınmıştır. Tüfekler göstergelerdir. Komutanlar ise insanın insanlığına ulaşması için çektiği acılardır. Fizyolojik ihtiyaçlar cephesi Swann'ların Tarafı ise güvenlik ihtiyacı cephesi Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde 'dir. Fakat bu ihtiyaç savaşının sıralaması serinin her kitabında değişir. Hatta Kayıp Zamanın İzinde serisi okunurken duygulanım olarak bir öncekini geçen her bir kitabın Waterloo Savaşı 'nda Fransızları ve Napolyon'un ordusunu hendeğe düşüren Wellington olduğunu söyleyebiliriz. Yani, Sodom ve Gomorra kitabı da Guermantes Tarafı 'nı o ölüm hendeğine düşürmek için savaşacaktır. Anlatıcı da bu siyasi olaylarda ne kadar boşa geçirilmeyen zaman, sanat göstergesi ve maneviyat bulabilirse o kadar hayata dokunabilecektir.
Unutulmamalıdır ki, Victor Hugo 'nun dediği gibi: "Zaferler azaldıkça özgürlükler artar." Anlatıcı-başrol karakteri de bunu bilir, çünkü Proust'un zam













