Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
işte ilk kitaptan sonra artık kendi sesini bulmuş bir yazarla karşı karşıyayız.
cabir özyıldız’ın çok da beklemeden yayımladığı ikinci kitabı “dünyanın bütün karıncaları olgunlaşmış ve ne anlatacağını bilen bir yazarın kararlığını taşıyor. bu gelişime tanık olmayı çok sevdiğim için ilk kitaptan itibaren sevdiğim yazarları da takip etmeyi seviyorum. ilk kitap için yazdığım post’ta da en iyi bildiği hayatları en güzel biçimde aktardığını söylemiştim çünkü özellikle adana sokak dilini, yerel sözcükleri ustalıkla kullanıyor. (birisi küfürler için fazla demiş, hiç katılmıyorum, az bile.)
filistin’i mahmud derviş’le anlatan ilk öykü “başlangıçların annesi” kitabın en şiirsel öyküsü. ki ben şiir de şiirsel öykü de sevmem ama burada cabir gerçekten o dizeleri birer inci tanesi gibi gömmüş metne. üstelik şu an trump’ın açıklamalarından sonra insan daha da kötü oluyor öyküyü bitirince. bir sorum var sadece. en sevdiği şairin ismini koyduğu oğlu diye düşünüyor öyküde mahmud, yani oğlu ali mustafa da mı ünlü bir şair? onu bilemedim.
kitapta en sevdiğim öykü sonuncu öykü “kalbimdeki şen kuşlar” ki daha evvel okudum ve nusayrilerin bu geleneğini bilmediğim için tam anlamadım, cabir anlamama yardım etti :) ama bunu bilince mükemmel bir öykü. ince tasvirleri, acısı, duygusuyla. uzatılmadan, çok etkili. ki bence ilk kitapla bunun arasındaki en önemli farklardan biri cabir özyıldız’ın neyi nerede keseceğini çok iyi öğrenmiş olması.
“tablası turunç ağacına bağlı”daki lüzumsuz erkeklik ve gizli ırkçılık yine çok güzel işlenmiş. belli belirsiz sonu özellikle çok etkili. “buzdan tuğlalar” yine bana biraz şiirsel geldi ama anlatıcı kadının çocukların geldiğini anlattıktan sonra, kocasını anarken “sonra ötekisi geldi.” demesi müthiş bir ayrıntı.
“sen aşktan ne anlarsın be emmi” çağıldayan dili, hızı, geçişleri, küfrü, bilinçakışını andıran anlatımı, rengarenk insan kalabalığıyla adana’yı en çok hissettiğim öykülerden biri oldu.
cabir özyıldız ezilenden, işçiden, göçmenden, toprağından sürülenden, devleti tarafından ölüme terk edilenden, çocuk yaşta suça bulaştırılandan yana… toplumsal meselelerin bu denli az ele alındığı edebiyatımızda bir parıltı oldu, olacağa da benziyor.
ayrıca bu güzel kapak, arka kapak yazısı, hatasız tashih için vacilendo’yu da tebrik ediyorum.







