Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
başından beri evet evet çok tatlı anlatıyor derken bizi kötü bir şeylerin beklediğini biliyordum. ikinci dünya savaşı sonuçta. yahudi ve doğrularından vazgeçmeyen bir enişte. mussolini ve italya…
anlatıcımız küçücük yaşta öksüz yetim kalmış penny. hayatta en çok küçük kardeşi baby’i seviyor. sonra anne babasını sonra eniştesini sonra isa’yı sonra duçe’yi ay hay allah sırası yanlış mı oldu ki…
işte aşırı faşist ve katolik bir ortamda büyüyen penny’nin kafasının karışıklığını, çocuğun her şeye başka bir anlam yükleme yetisini, masumiyeti öyle bir anlarmış ki lorenza mazzetti, hayran kaldım.
çocukluğa hafiften takık biri olarak, edebiyatımızda maalesef pek anlatılamadığını da bildiğimden saf ve sahici çocuk anlatıcı buldum mu mest oluyorum. mazzetti bu kitabı 1962’de memleketine geri döndüğünde yazmış. bu geri dönüş geçmişte bastırdığı travmaların patlamasıyla kısa değil uzun süreli olmuş ve her şerden bir hayır doğduğunu biliyoruz, “gökyüzü düşerken” çıkmış ortaya. öyle iyi bir anlatım tekniği bulmuş ki tek bir kelimede, cümlede bile yazarın yetişkin bilincinin yansımasını görmüyoruz ki işte bizde yok dediğim şey bu zaten. hakiki çocuk (yaramaz, meraklı, bazen kötü niyetli, çocuk gibi çocuk), hakiki çocukluk anlatılırken arka planda faşizmi ve kiliseyi sonuna kadar hissediyoruz. minicik detaylarla kocaman bir roman yazmış mazzetti.
kötü şeylerle yüzleşmeyi geciktirmek için kitabın yarısında kalkıp yattım. ama dün bu yüzleşmeyi daha fazla geciktiremedim ve bunu ben bile beklemiyormuşum. neyse spoiler olmasın ama insan hep aynı, savaş hep aynı, asker hep aynı. abv.
yelda gürlek çok iyi çevirmiş. hala ve enişte doğru çevrildiği an bunu anladım zaten ^.^
* kitap hakkında yazdığım yazı
https://oggito.com/icerikler/savasin-golgesinde-cocukluk/69369







