Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
cihan çakan bazen geç kalsam da mutlaka okuduğum yazarlardan. son öykü kitabı “manzaradan geçenler”i ancak okuyabildim. 9 öyküden oluşan kitap üç bölüme ayrılıyor, öyküler çok net olmasa da tematik olarak ayrılabilir. ilk bölüm ikili ilişkilerdeki gerginliklere, ikinci bölüm kardeşliğe ayrılmış gibi. son bölümdeki öykülerde ise yine gergin ilişkiler var ancak bunlar queer öyküler.
ben cihan çakan’ın bir biçimde taşraya ve toplumsala değen öykülerine alışmışım sanırım, bu kitapta böyle çok az öykü var. elbette yazar değişecek dönüşecek ama benim gönlümün hala onlarda olması tamamen okur şımarıklığı.
ilk bölümdeki ilk iki öykü bana pek geçmedi açıkçası, hatta ilk kez diyalogları doğal bulmadım. ama son öykü “yılkı” epey etkileyici. öykünün en baştaki ayrılık bölümü tam olarak öyküye bir bağ sağlamıyor ama kadın karakteri tanımamıza yol veriyor diyelim. ilmek ilmek kurulan gerilim ustaca. kocanın geçmişteki davranışının aslında neye yol açmış olabileceğini ikinci okuyuşta daha net anlıyor insan. kadının geçmişi ve ölümlerle bağı da aralarda çok güzel verilmiş. yılkı atı güçlü bir motif, hem de çok duygusal geldi bana. sadece yeğen delikanlı biraz boyundan büyük laflar ediyor gibi geldi, onun da sebeplerini anlıyoruz bu arada ama küçük yerde 1 günde o denli horozlanabilir mi bir oğlan büyük amcasına, yengesine, emin değilim.
ikinci bölümde “aysuda, bir su perisinin masalı” bizi anlaşılmaz bir karakterle ve soru işaretleriyle, belki de anlatılması gerekeni saklayan güvenilmez bir ben anlatıcıyla tanıştırıyor. atmosferi ve hızı özellikle iyiydi. bu bölümde son öykü “bir ingiliz, bir fransız ve bir alman” en sevdiklerimden olabilir. neşeli, edepsiz ve çok kızkardeşlik dolu. aynı zamanda içimize saldığı korkuyla da her zamanki gibi tekinsiz.
son bölümde en çok “albay’ın evi”ni sevdim. anı hikaye arası formu, her karakteri gözümüzün önünde canlandırışı, gey bir çifte ev sahipliği yaptıklarını bildiklerini belli eden imalı lafları ve günden güne kurulan garip ama tatlı ilişkiyle çok iyimser ve yaşlılığı ele almasıyla da bir yandan acı ama gerçek. yine son öykü “sarıyı severim”in son cümlesine bayıldım, onu da ekleyeyim.
cihan çakan’ın verimle öykü yazmasını her zaman takipteyim. eline sağlık.













