Banu Yıldıran Genç
9 Mart 2026
insanı acayip ters köşeye yatıran bir roman “ağırbaşlı iki hanımefendi”. christina’nın çocukluğundan başlayıp lineer bir zaman çizgisi izleyecek sanıyoruz, hayır. christina ve adını öğrenmediğimiz bayan copperfield’ın hikayelerinin bir yerde bağlanacağını sanıyoruz, hayır. christina ve bayan copperfield sonda bir araya geldiklerinde işte şimdi roman boyunca süren dönüşümlerini birbirlerine açıp can ciğer kuzu sarması olacaklar sanıyoruz, hayır.
yani açıkçası jane bowles klasik roman kurgusuna, karakterlerine ve roman okurunun beklentilerine savaş açarak roman yazmış. her iki kadın karakterin davranışları yine “normal” bir insan işin son derece mantıksız, daha ne kadar saçmalayabilirler diyoruz ve evet saçmalıyorlar çünkü esasen iki kadın da sınırlarını zorlayarak özgür olmanın derdinde.
roman boyunca önce christina goering’in kadın erkek pek çok insana verdiği tavizleri okuyor, sonra bayan copperfield’ın farklı tavizlerini farklı coğrafyalarda takip ediyoruz. yine de iki kadının ortak noktası etraflarında onlara sürekli karışıp duran ve buna izin verdikleri erkeklerin varlığı. bay copperfield’le çizilen evlerden ırak koca tiplemesi mükemmel bir erkek figürü. aynı şekilde arnold’ın lapacılığı ve değişeceğine dair önce kendini sorma herkesi kandırmaya çalışması çok tanıdık.
jane bowles aslında çok derinlikli bir biçimde çizdiği karakterleri absürt durumların içine yerleştirmeyi seviyor belli ki. kocası paul bowles’la geçirdiği balayının, annesiyle ilişkisinin, yaşadığı adanın, keşfettiği biseksüelliğinin izleri görülüyor “ağırbaşlı iki hanımefendi”de ama çok da önemli değil.
her iki kadın karakter de olmaları beklenen ağırbaşlı iki hanımefendi kimliğinden iki ayrı uca doğru uzaklaşıp gidiyor, öyle ki, birbirlerinin yaptıklarını bile anlayışla karşılamayacak kadar uzaklaşmışlar, hayatta ben şimdi ne istiyorum deyip tam da ona göre davranan iki kadın.
yer yer absürt bir roman okuyorum herhalde hissi yaratsa, kahramanlara sürekli kızıp aslında ne kadar tekdüze bir insan olduğumla yüzleşsem de garip bir biçimde eğlenceli bir roman “ağırbaşlı iki hanımefendi”. elif kolcuoğlu ustalıkla çevirmiş.








