


Bilimkurgu terimi icat edileli beri her on yılda bir, yaşadığımız dünyanın bilimkurguya yaklaştığı, onu yakaladığı, hatta bazen de geçtiği söylenir. Bugünlerde de öyle bir dönem yaşıyoruz: Yapay zekâ denilen şey, 1950’lerin ve 60’ların bilimkurgusunu çoktan yakaladı, yer yer de geçti. Henüz güneş sisteminden evrene açılamadık gerçi, ama bilimkurgunun “İnsan nedir?” sorusu artık çok daha acil bir gündem maddesi hayatlarımızda. Savaşın giderek daha tehditkâr bir olasılık olduğu son yıllarda, kıyamet-sonrası dünyayı hayal edebilmek hayati önem kazanıyor. Sorun belki de kapitalizmin çökerken insanlığı ve insanlığın bugüne kadar başardığı her şeyi de yanında götürmesine karşı ne yapabileceğimiz. Demek ki her şeyden önce “insan”ı ve onu insan yapan her şeyi yeniden anlamamız, anlamlandırmamız gerekiyor. Bunun için de en güvenilir kaynaklardan biri, bugünü anlamak için fantastik olanın içinden yürüyüp geçen bilimkurgu ve fantazi edebiyatlarıdır. –– Bülent Somay YAZAR HAKKINDA: 1956’da İstanbul’da doğdu. İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında Lisans ve Yüksek Lisans (Boğaziçi Üniversitesi 1978, 1981), Psikososyal Çalışmalar alanında Doktora derecesi (Birkbeck College, 2013) sahibidir. 2000-17 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat ve Kültürel İncelemeler konularında dersler verdi, 2008-17 yılları arasında Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı Direktörlüğü yaptı. Türkçe ve İngilizce çok sayıda kitabı olan Somay 2017-23 yılları arasında Türkiye dışında yaşadı. 2021-23 yıllarında Berlin, Off-University’de çalışan Somay, 2023 yılında Türkiye’ye döndü.