


“Modern bilimkurgunun en büyük başarılarından biri.” – The New York Times HEGEMONYA’NIN ÇÖKÜŞÜ. ÂLEMAĞ’IN YIKIMI. İNSAN IRKININ SONU. Spekülatif kurgunun yaşayan en önemli isimlerinden Dan Simmons, korku, fantazi ve bilimkurgu türlerini derinden etkileyen anlatımıyla, “uzayda geçen Canterbury Hikâyeleri” olarak yorumlanan Hyperion Kantoları’nın ikinci kitabı Hyperion’ın Düşüşü nde destanı doruk noktasına taşıyor. İnsanlığın Hegemonyası için yolun sonu görünmüştür. Atılmışlar’ın devasa donanmaları Âlemağ’ı kuşatmış, yüz elliden fazla dünya karanlığın eşiğine sürüklenmiştir. Tau Ceti’de yönetim çözülürken yapay zekâ birliği TeknoÇekirdek’in sinsi planları nihayet açığa çıkmaya başlar. Hyperion gezegeninde ise beklenen an gelmiştir. Zaman Kabirleri açılmaktadır. Acı Lordu Shrike’ın korkunç gölgesi altında yedi hacı, kendi geçmişleriyle ve günahlarıyla yüzleşmeye hazırlanır. Kabirlerin içindeki sırlar ortaya saçıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Dün ve yarın, tek bir kıyamet anında düğümlenir. İnsanlık ya TeknoÇekirdek’in kurguladığı kusursuz yok oluşa boyun eğecek ya da küllerinden yeniden doğacaktır. Hyperion’ın Düşüşü , mutlak sonun yankısı; varoluş, inanç, fedakârlık ve insan olmanın anlamı üzerine yazılmış epik bir bilimkurgu trajedisi.