Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
doğan benim arkadaşım. öncelikle onu söyleyeyim. hiç bıkmadan ettiğimiz pastane muhabbetlerinin sonucu olarak bu romanında babamı küçücük bir yere yerleştirmiş. orayı okuduğum an sanırım bu roman okurken en çok ağladığım kitap listesinin başına geçti.
hodan, hasan’ın hayat hikayesi. orman köylerinde başlayan, sevgisiz çocukluğu, babası varken babasızlığı -ki romanın ana izleği bu biraz: baba-, sessizliğiyle biçimlenen karakteri çok ince ince işlenmiş. onun hakkında cevaplayamayacağımız soru kalmıyor sanki romanın sonunda.
hodan’ın tanık olduklarıyla aslında bir türkiye romanı diyebiliriz. 6-7 eylül, 60 darbesi, 77’nin 1 Mayısı...
6-7 eylül en etkileyici bölümlerden biriydi.
iş hayatı özellikle pastane ve aşçılık kısmı roman yazacak birisi için ders niteliğinde çünkü doğan’ın deliler gibi araştırma yaptığı, tüm detayları, püf noktalarını öğrendiği çok belli.
kurduğu farklı cümle yapıları, tekrarlar, yuvarlanan benzer sözcükler, noktalamaya kattığı değişiklik, verdiği duyguyu temel alan, kuralsız cümleler doğan yarıcı’nın dil üzerinde de çok çalıştığını belli ediyor.
tek sıkıntım bazı yerlerin romana katkısı olmadığını, fazla geldiğini düşünmem. son bölümdeki albüme bakıp geçmişi anma bölümü biraz böyle olmuş.
türk edebiyatında taşrayı, tarihi ama en önemlisi değişikliği sevenlere tavsiye.
roman hakkında parşömen sanal fanzin'a yazmıştım.
https://tembelveyazar.blogspot.com/2020/12/hodan.html













