Ümit Mutlu
5 Mart 2026
Genç Saramago'nun yaşlı kitabı. Öyküsü zaten eşinin önsözünde belirtiliyor.
Hakikaten de 'Saramago'ya giriş' olarak nitelendirilebilir; sonradan iyice ustalaştığı üslubu ve olmazsa olmaz fantastik öğeleri fazla görmesek de hissediyoruz.
Anlattığı şey ise bana çokça Sam Mendes'in American Beauty 'sini (tabii apartman metaforuyla ister istemez Bizimkiler dizisini de) çağrıştırdı; kendimce sürekli 'look closer' diye yineleyip durdum. Bir apartmana, tanrısal bir ışıkla, yani duvarların içini görerek, çatıdaki bir pencereden yakinen bakıyor Saramago ve gördüklerini anlatıyor. 1950'lilerin Portekiz'inde ensest duygulara da giriyor, kadın haklarına da; felsefi benlik tartışmalarına da değiniyor, aile ve mutluluk ilişkisine de.
En sevdiğim yazar olan bu adamın yaşlılığını ise sanki kundura tamircisi Silvestre'de görüyorum; karşısında, oğlu yaşındaki Abel de gençliğini, yani romanı yazdığı dönemdeki halini simgeliyor. Ve ilginçtir ki, -bence artık, yani şu anda, günümüzde- gençliği haklı çıkıyor. Saramago öyle bir adam ki, toy ve tecrübesiz hali, kurt halini bile alt edebiliyor!
"Büyüyünce mutlu olmak isteyeceksin. Şu anda mutluluğu düşünmüyorsun ve tam da bu nedenle mutlusun. Düşününce, mutlu olmak isteyince, mutlu olamazsın. Sonsuza dek. Muhtemelen sonsuza dek... Mutlu olma arzun ne kadar güçlüyse, o denli mutsuz olacaksın. Mutluluk fethedilen bir şey değildir. Sana öyle olduğunu söyleyecekler. İnanma buna. Mutluluk vardır ya da yoktur."













